Bu bağlamda çocuk mahpusların eğitim hakkına dair bütüncül değerlendirme, çocukların adalet
sistemine girişlerinden hem önce hem de sonra mevcut çocuk koruma sistemi ve ona bağlı olarak
eğitim sistemi içerisinde devletin koruyucu ve önleyici yükümlülükleri konusundaki durumunu ele
almayı gerektirir.
Tutukevi, kapalı ceza infaz kurumları veya eğitim evlerinde bulunan çocuklar söz konusu olduğunda
ise eğitim hakkı yalnızca akademik gelişimi değil; aynı zamanda psikososyal destek, sosyal uyum ve
onarıcı adalet açısından kritik önem taşır.
Eğitim hakkına dair devletin yükümlülüklerini tanımlayan ve genel olarak eğitim hakkını güçlendiren
ve sürdürülebilir kılan ölçütler, çocuk mahpusların eğitim hakkı açısından değerlendirildiğinde;
● Mevcudiyet: Tutukevi, kapalı ceza infaz kurumları veya eğitim evlerinde bulunan çocukların
eğitim haklarını kullanabilmeleri için yasal altyapı, fiziksel donanım ve yeterli kaynağın
varlığı ve sağlanması,
● Erişilebilirlik: Çocuk mahpusların eğitim hizmetlerine, eğitim ortamlarına ve kurumlara,
öğretmenlere ve materyallere erişim konusunda fiziksel, ekonomik, öncelik vb. nedenlerden
dolayı erişim engelleri olmaması,
● Kabul Edilebilirlik: Çocuk mahpuslara sunulan eğitim hizmet ve programlarının çocukların
yaşına, kültürel, dilsel ve psikososyal ihtiyaçlarına uygunluğu,
● Adapte Edilebilirlik: Çocuk mahpusların bireysel farklılıklarının göz önüne alınarak, eğitim
içeriklerinin ve öğretim yöntemlerinin esnek biçimde düzenlenmesi
gerekliliklerine işaret eder.
Sonuç
Çocuk adalet sistemi cezalandırma odaklı değil, onarıcı yani çok boyutlu olarak zararın tazminini, bir
arada yaşam kültürünü ve toplumsal bütünleşmeyi desteklemeyi hedefler. Onarıcı adalet perspektifi,
eğitimi bir rehabilitasyon aracı olarak değil; çocukların öznelliklerini yeniden inşa edebilecekleri bir
alan olarak görmeyi gerektirir4. Bu bağlamda eğitim hakkı, çocuğu bir mahkum değil, yetişkinlerin
sorumluluklarını çok daha kapsamlı bir şekilde yerine getirmesi gereken hakkın öznesi olarak ele alır.
Kısaca çocuk mahpuslar için eğitim hakkı, yalnızca okulda, sınıfta, derste bulunma imkânı değil, aynı
zamanda insan onuruna yakışır bir yaşam kurma potansiyelinin desteklenmesidir. Bu nedenle devletin
yükümlülüğü, eğitim hakkını çocuk koruma sisteminin bir parçası olarak çocuk adalet sisteminin
merkezine yerleştirmek ve bütüncül bir yaklaşımla hayata geçirmektir. Dolayısıyla çocuk adalet
sistemi çocukların hak ve özgürlüklerine erişimlerini koruyacak hem de onların adli sistemde yer
almalarını ve özgürlüklerinden yoksun bırakılmalarını önleyecek şekilde yeniden gözden
geçirilmelidir. Bu konuda özellikle çocukların çocuk koruma sistemi ve bağlı olarak eğitim
sisteminden sıyrılıp çocuk adalet sistemi ile tanışmalarının nedenleri ve özelde çocuğun adli sisteme
girmesi nedeniyle örgün eğitimin kesintiye uğramasına neden olan ceza sorumluluğu yaşı ile ilgili
düzenlemelerin de eğitim hakkına dair mevcudiyet, erişilebilirlik, kabul edilebilirlik ve adapte
edilebilirlik ölçütleri doğrultusunda gözden geçirilmesinin önemli olduğu açıktır.
Unutulmamalıdır ki;
● Her çocuk hak sahibidir. 18 yaşına kadar herkesin insan haklarının özel gerektirdikleri
doğrultusunda muamele görme hakkı vardır. Çocuğun insan haklarını korumak devletin
yükümlülüğüdür. Bu yükümlülük çocuklara yönelik ayrımcılık yasağının, çocuğun yaşama,
gelişme ve katılım haklarının ve çocuğun yüksek yararının gözetilmesini gerektirir.
4
Muncie, J. (2009). Youth and Crime (3rd ed.). Sage Publications.