5.4.1. Bireysel etmeler
5.4.1.1. Çocuk suçluluğuna yaşın etkisi
Suç araştırmalarında üzerinde çok fazla araştırma yapılan olgulardan biri de yaştır.
Yaş; suçlu kişilik oluşumu ve suçun nedenlerinin belirlenmesinde açısında önemli bir yer
tutmaktadır. Yapılan araştırmalara göre; suç oranları gençlik yıllarında hızla yükselir, 16 ve
18 yaşlarında zirveye ulaşır ve daha sonra kişisel yaşam boyunca keskin bir şekilde düşer.
Suçta bir kariyer noktasının ortaya çıktığını bunu ise istikrar ile sağladığı, söylemektedir
(Hirschi ve Gottfredson, 1983). İstikrar olsa da 30 yaş civarında yavaş yavaş başlayan bir
tükenmişliğin olduğu söylenmektedir (Arboleda-Flórez ve Holley, 1991). Burada yaşlar
ilerledikçe suçlu davranışın azaldığı görülmektedir. Thornberry (1987) ise yaşın, Etkileşim
modelleri, etkileşimli süreçlerin, etkileşimli süreçler üzerinde geliştiğini varsayar.
Sosyal kontrol değişkenleri, sosyal öğrenme değişkenleri ve suçlu davranış
arasındaki etkileşimli sürecin kişinin yaşam döngüsü boyunca geliştiğini savunmaktadır.
Erken ergenlik döneminde aile, ergeni geleneksel topluma bağlamada ve suçluluğu
azaltmada en etkili faktördür. Orta ergenlikte, akran grubu ve okul ortamı, suçlu davranışlar
üzerinde baskın etkiler haline gelir. Yetişkinlikte, geleneksel faaliyetlere bağlılık gibi yeni
sosyal ortamlar ve aileye, kişinin topluma olan bağını ve suçluluğa katılımını yeniden
şekillendirmek için bir dizi yeni yol sunar.
Her yaşta kişinin farklı sosyalizasyon sürecinden geçtiğini söyleyen Thornberry’e
göre, erken ergenliğe denk gelen 11 ila 13 yaş arasındaki dönemde suçlu kariyerlerin
başlangıcı, Orta ergenliğe denk gelen 15-16 yaşlarına ise suça karışmanın en yüksek olduğu
evredir. Bu aşamada anne babaya bağlılık zayıflamaya başlar ve okul-akran ağlarındaki
faaliyetlere bağlılık artmaya başlar. Çocuklar orta ergenlik döneminde olgunlaştıkça,
arkadaş dünyası daha baskın ve etki haline gelir. 18-20 yaş arası ergenlikten yetişkinliğe
geçiş. Kişi bu aşamaya girerken, yetişkinlere yönelik geleneksel faaliyetlere ve aileye
bağlılık arttığı, evlendiğini veya askere giderek toplumla olan bağı yeniden
şekillendirmektedir. Eğer bunun başaramazsa suç tekrar ettireceği görülmektedir.
Erikson’un psikososyal gelişimsel kuramı suçu açıklama ve anlamlandırma
dinamikleri açısından önemlidir. Çünkü negatif kimlik kavramıyla suça katılmayı açıklar.
Erikson’a göre, çocukluk döneminde çocuğun çevre tarafından dışlanması, kendisini
değersiz ve yetersiz hissetmesine yol açmaktadır. Dolayısıyla yetişkinlere karşı çıkan ve
akranlarına uzak bir kimlik oluşturur ve uyum zorlaşır. Sonuçta gelişen negatif kimlik ile
68
Hedef paragraf seç3
Bir paragrafa bağla
Connect to an entity
Disable highlights
İçindekiler tablosuna ekle