3.1.2. Psikolojik suç kuramları
19. yy. başlarında Lombroso ve İtalyan ekolünün başını çektiği suç araştırmalarında
insan zihninden çok insan vücuduyla ilgiliydiler. Pozitivist ekolün suç araştırma
varsayımlarının güvenilir ve geçerli sağlam delillere dayanmaması psikolojik kuramların
oluşmasına zemin hazırlamıştır. Psikolojik kuramlar suçun kaynağını bireylerde ararlar.
Psikolojik teorilerin ilk çıkması Lombroso’nun delilik kavramını kullanmaya başlamasıyla
olmuştur. Böylelikle Psikolojik teoriler suçu, normal bir durum olmaktan çok bireyde var
olan içsel, patolojik durumlara, düşük bir zeka ve ahlaki gelişmişlik seviyesine sahip olması
şeklinde göstermişlerdir. Bu bölümde ise psikoloji alanında yer alan teorilere yer verilmiştir.
3.1.2.1. Psikanalitik yaklaşım
Psikologlar, Suçlu kişilik var mıdır? İnsan neden suç davranışında bulunur?
Çocukluk
deneyimleri
yetişkin
suçluluğunu
etkiler
mi?
cevaplarını
bulmayı
amaçlamaktadırlar. Psikologlar öğrenmenin önemine önem verirken eksik sosyalleşmenin
çocukları suç davranışa yönlendireceğini tespitini yapmışlardır. Bu yaklaşımda ilk
çalışmaları Sigmund Freud yapmaktadır. Freud, kişiliğin id, ego ve süperego olmak üzere
üç parçalı olduğunu ileri sürmektedir. Ona göre id, bireyin biyolojik dürtülerini temsil eder.
Ego, insan gündelik faaliyetlerinin devam ettirmesinde gelenek ve görenek sınırları
içerisinde kalarak id’in isteklerini karşılamaktadır. Süperego ise, insan kişiliğinin ahlaksal
yönünü temsil eder. Bu bir tür kontrol aracıdır (İçli, 2013). Ve Süperego gelişmeyen bir
kişinin suça sürükleneceğini varsaymaktadır.
Genel olarak Psikoanalitik yaklaşım suçu, bireyin iç sıkıntılarına, çatışmaların ve
yanlış kişilik geliminin bir sonucu olarak görmektedir. Genellikle çocukluk döneminde
yaşanan problemlerin çözümlenmemesi zor ve kompleks bir hal alarak bilinç altına
itildiğinde ise daha farklı kişilik sorunlarına neden olacağını savunmaktadır.
3.1.2.2. Zeka ve suç
Zeka ve suç ilişkisi ile ilgili çalışmaların, düşük zeka düzeyine sahip bireylerin,
içinde bulundukları durumu neden ve sonuçlarını düşünecek veya yaptıkları eylemlerin
ahlaki tutarlılığını değerlendirecek bir kapasiteye sahip olmadıklarını öne sürmektedirler.
Suç eyleminde bulunan bireyin yaptıklarının suç olduğunun farkına varmadan sadece
kendilerini kontrol edemediğinden kaynakladığını ileri sürmektedirler (Dolu, 2010).
13