“Beni dava ettiklerini varsayarak bunların suçlamalarını şöyle kısaca bir toplayacağım; “Sokrates kötü bir insandır; yeraltında ve gökyüzünde olup bitenlere karışıyor, eğriyi doğru diye gösteriyor, bunları başkalarına da öğretiyor; suçlamanın aşağı yukarı özü bu…Belki içinizden biri bütün bunlara karşı diyecek ki: “Sokrates, bunların hepsi güzel, ama uğradığın bu suçlamalar nereden çıkıyor? Herhalde alışılanın dışında bir şey yapmış olacaksın ki sana karşı bu gibi suçlamalar var. Sen de herkes gibi olsaydın bütün bu dedikodular çıkmazdı; o halde, hakkında acele bir hüküm vermemizi istemiyorsan bize bunların nedenini anlat. ’Bu karşı çıkışının haklı ve yerinde olduğunu kabul ederim; onun için ben de size bu kötü ünümün nereden çıktığını anlatacağım. Lütfen dikkatle dinleyin. Bazılarınız belki şaka ediyorum sanır; ama inanın ki tamamıyla doğru söylüyorum. Atinalılar, bu ün bende bulunan bir tür bilgiden, yalnızca ondan çıkmıştır. Bunun ne biçim bir bilgi olduğunu sorarsanız, derim ki, bu, herkesin elde edebileceği bir bilgidir (Platon, 2011)”. Tüm bu öz anlatıma rağmen Atina hukukunda Sokrates bir suçluydu ve cezai müeyyide kaçınılmazdı. Sokrates’i en iyi açıklayanlardan biri olan Durkheim ise; düşünce özgürlüğünün suç olarak nitelendirildiği bir dönemde, kurallardan sapılmasaydı eğer şu an da özgür durumunda asla olamayacağımızdan, söz etmiştir (Bal, 2016: 48). Suçlar ve cezanın tanımları tüm toplumlarda aynı olmasına rağmen içerik konusunda farklılaşmıştır. O halde bir dönem suç olarak nitelendirilen sapkın bir davranış, başka bir dönem normalleştirilip ödüllendirilebilir. Her dönem toplumdan topluma farklılık gösteren, suç ve sapma olgusu çok geniş bir davranış alanını kapsadığından ve bir grubun veya bir toplumun normlarına dayanarak ele aldığından dolayı açıklanması da güç bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır (Güçlü vd., 2018). Sapma ve suç arasında güçlü bir bağ ve farklılık vardır. En bilindik bağlılığı birbirini tamamlayıcı ve açıklayıcı olmasıdır. En bilindik farklılığı ise; sapmanın hem enformel hem de formel olan yaptırımları içerirken, suçun ise yalnızca formel yaptırımları içermesidir. Suç ve sapma kavramlarının bu ayırıcı ve bütünleştirici özelliği akademik çalışmalara, 1960 yıllara kadar suç sosyoloji 1960’lardan sonra sapma/sapkınlık sosyolojisi olarak isim değiştirmesi şeklinde gözükmektedir (Bal, 2016). Bu durum ise kavramları nasıl kullanıldığı ve nereye yerleştirildiğiyle alakalıdır. 6

Hedef paragraf seç3