Türkiye'de Çocuk Mahpusların Örgün Eğitime Erişim Hakkının İhlali Üzerine Bir Değerlendirme Raporu
örgün eğitimin mümkün olmamasının yanı sıra ceza infaz kurumlarında disiplin rejiminin
eğitim süreciyle iç içe geçmesi, eğitimi çocuğun hakkı olmaktan çıkarıp idari bir araç haline
getirmektedir.
Ceza infaz kurumları doğaları gereği şiddet üretme potansiyeline sahiptir. Pedagojik olarak
uygun bir eğitim ortamı sunmadıkları gibi çocukların yaş, gelişim ve psikososyal ihtiyaçlarına
uygun değildir.
Eğitimin içerik ve niteliği, örgün eğitim standartlarının gerektirdiği sosyal etkileşim ve kültürel
uyumu sağlayamadığı için çocukların akranlarıyla eşit koşullarda nitelikli eğitim alma hakkı
zedelenmektedir.
Kısacası kurum dışı örgün eğitim yerine kurum içinde “okul benzeri” bir uygulama, örgün
eğitim hakkının özünü karşılamamaktadır. Buna dair avukatlarla yapılan odak grup ve bireysel
görüşmelerden bazı tespitler aşağıdadır.
→ Eğitim İçeriğinin Yetersizliği: Çocukların içinde bulundukları durumu ve özel ihtiyaçlarını
gözeten, eleştirel düşünme, kendini ifade etme gibi becerileri geliştirecek bir içerikten
yoksundur. Felsefe, etik, sanat gibi derslerin eksikliği, eğitimin sadece mekanik bir bilgi
aktarımına indirgendiğini göstermektedir.
→ Motivasyon Kırıcı Ortam: Eğitim, çocuklar tarafından bir rehabilitasyon aracı veya kişisel
gelişim fırsatı olarak değil, yalnızca “koğuştan çıkma fırsatı” olarak görülmektedir.
Kurumdaki imkanların yetersizliği ve eğitimin niteliksizliği, çocuklarda “çıkınca devam
ederiz” şeklinde bir erteleme davranışına yol açmakta ve sürece değer vermemelerine
neden olmaktadır. Çocukların Suça Sürüklenme Nedenleri, Tahliye Sonrası Sorunları,
69
Gereksinimleri ve Beklentileri: Nitel Bir Çalışma , çocuk mahpusların, cezaevindeki
eğitimi dış dünyayla bağ kurma aracı olarak gördüklerine, bunun da şekilsel kalarak tahliye
sonrası sürdürülebilir ve nitelikli eğitime erişimi engellediğine dikkat çekmektedir.
→ Disiplin Odaklı Yaklaşım: Sosyal ve kültürel etkinliklere katılım bir hak olarak değil,
“ödül-ceza” sisteminin bir parçası olarak kullanılmaktadır. Örneğin, bir koğuştaki tek
bir çocuğun kavgaya karışması veya tutanak yemesi sonucu “tüm koğuşun kötü halli ilan
edilmesi” ve sinema gibi etkinliklerden men edilmesi, hak temelli bir yaklaşımla tamamen
çelişen, kolektif cezalandırma uygulamalarıdır.
→ Psikososyal Destek Eksikliği: Psikososyal servislerin (PSS) eğitim süreçleriyle entegre
bir şekilde çalışmadığı gözlemlenmektedir. Birçok çocukla sadece kuruma girişte bir kez
görüşülmekte ve sonrasında düzenli bir takip yapılmamaktadır. PSS birimlerinin rolü,
çocuğun gelişimini bütüncül olarak desteklemekten ziyade, bir uzmanın ifadesiyle, yalnızca
“‘bir sorun olmadan değil olay olduğunda” müdahale etmeye indirgenmiştir. Bu, proaktif ve
gelişimsel bir destek yerine, reaktif bir kriz yönetimi anlayışını ortaya koymaktadır.
Bunun yanı sıra kriz durumlarında kurum içi örgün eğitim hakkının korunması konusunda
doğal ya da insan eliyle oluşan afetler gibi kriz durumları ve sonrası için hazırlıkların gözden
geçirilmesi ve özel düzenlemeler geliştirilmesi ihtiyacı aciliyet göstermektedir. TÇYÖV’ün
70
Deprem ve Çocuk Mahpuslar Ön Araştırma Raporu özellikle çocuk mahpuslar açısından
hazırlıklı ve koordinasyon içerisinde olmanın önemine dikkat çekmektedir.
69
Süleymanoğlu Dinçer, Roza (2020). Çocukların Suça Sürüklenme Nedenleri, Tahliye Sonrası Sorunları, Gereksinimleri
ve Beklentileri: Nitel Bir Çalışma. Doktora Tezi. İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Sosyal
Hizmet Anabilim Dalı Sosyal Hizmet Bilim Dalı. İstanbul. s.204-205.
70
TÇYÖV (2023). Deprem ve Çocuk Mahpuslar Ön Araştırma Raporu. https://www.tcyov.org/hak-izleme/
45
Hedef paragraf seç3
Bir paragrafa bağla
Connect to an entity
Disable highlights
İçindekiler tablosuna ekle