Çocuk Mahpusların Eğitim Hakkı:
Yönetici Özeti
Özgürlüğünden yoksun bırakılan çocuklar, eğitime erişimde en yüksek hak ihlallerine maruz
kalan gruplar arasındadır. Uluslararası insan hakları normları, ulusal mevzuat ve anayasal
güvenceler, devlete çocukların eğitim hakkına saygı gösterme, koruma ve yerine getirme
yükümlülüğü getirmektedir. Bununla birlikte ceza infaz kurumlarındaki uygulamalar,
çocukların eğitimin kesintisizliği, eşitliği ve niteliği ilkeleri ile uyumlu değildir. Bu rapor,
çocuk mahpusların örgün eğitime erişim durumunu 4A modeli (mevcudiyet, erişilebilirlik,
kabul edilebilirlik, adapte edilebilirlik) temelinde yapılandırılmış göstergeler üzerinden
değerlendirmekte; izleme ve savunuculuk çalışmalarına yön vermeyi amaçlamaktadır.
Raporun bulguları, eğitim hakkının ihlalinin ceza infaz kurumlarında değil, çok daha önce —
çocuğun eğitim sisteminden kopuşu, yoksulluk, destekleyici mekanizma eksikliği, ailevi ve
sosyal riskler, ayrımcılık ve koruyucu/önleyici tedbirlerin yetersizliği sonucunda başladığına
işaret etmektedir. Çocuğun adalet sistemine girişinin bir “başlangıç” değil, devletin eğitim
ve çocuk koruma sistemlerinde eksik kalan yükümlülüklerinin sonucu olduğu açıktır. Ancak
eğitimden kopuşun hapsedilme ile daha da derinleşmesi, çocukların toplumsal bütünleşmesini
güçleştirmekte ve hak ihlallerini kalıcılaştırmaktadır.
6
En temel yapısal engel, özgürlüğünden yoksun bırakmanın son çare olması ilkesinin
işletilmemesi ve kapalı ceza infaz kurumlarında tutulan çocukların örgün eğitime erişimlerinin
fiilen mümkün olmamasıdır. Hakkında henüz mahkûmiyet kararı bulunmayan tutuklu çocuklar
dahil olmak üzere kapalı kurumlarda kalan çocuklar, örgün eğitim yerine açık öğretim ve
yaygın eğitime yönlendirilmektedir. Bu uygulama, Anayasa’nın “eğitim hakkından kimsenin
yoksun bırakılamayacağı” hükmü ile uyumsuzdur. Örgün eğitim yalnızca öğretim süreci değil,
çocuğun kişisel ve sosyal gelişimi, akran ilişkileri ve toplumla bütünleşmesi için vazgeçilmez
bir eğitim ortamıdır.
Uzun vadede gereklilik açıktır: Tutuklu çocukların kapalı kurumlarda tutulmasına
son verilmeli; tüm çocukların eğitime kesintisiz erişebilecekleri çocuk eğitimevlerine
yönlendirilmesi sağlanmalıdır. Buna karşılık, Adalet Bakanlığı’nın kapalı ceza infaz kurumlarının
içine okul açma ve bu modeli yaygınlaştırma yaklaşımı, eğitime erişimi güçlendirmek yerine
hapsedilmeyi eğitimin yeni normu hâline getirme riski taşımaktadır. Bu politika, gerilememe
1
ilkesini ihlal eden bir eğilim yaratmakta ve eğitim hakkını güvenlik rejimi içerisinde yeniden
üretmektedir.
Mevcut sistem değişmediği için yetişkinlere özgü kurumlarda kalan çocukların ve başta
kız çocuklarının durumu daha ağır bir hak ihlaline dönüşmektedir. Her ilde ve özellikle kız
çocukların sayısının azlığı gerekçesiyle tüm çocuklara özgü kapalı kurum bulunmaması,
çocukların yetişkin cezaevlerinde tutulmasına yol açmakta ve eğitim hakkının yanı sıra diğer
haklar bakımından da ciddi riskler oluşturmaktadır. Bu nedenle uzun vadede kapalı kurum
modelinden vazgeçilmesi zorunlu iken, kısa vadede tüm çocuklara özgü ayrı kurumlara erişimi
sağlanmadıkça bu ihlal derinleşmeye devam edecektir.
4A çerçevesinde yapılan değerlendirme, ihlalin boyutlarını özetle şu şekilde ortaya
koymaktadır:
1
Gerilememe (non-retrogression) ilkesi, devletlerin eğitim hakkı alanında daha önce elde edilmiş bir düzeyin altına
düşmemesi gerektiğini vurgular. Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi’nin 2. Maddesinde, devletlerin ekonomik kaynaklarını, mevcut kapasite ve koşullarını dikkate alarak eğitim hakkının tam anlamıyla yaşama geçmesini zaman içinde kademeli
biçimde sağlaması gerektiğine işaret eden “aşamalı gerçekleştirme (progressive realization)” ilkesine bağlı olarak tanımlanır.
Hedef paragraf seç3
Bir paragrafa bağla
Connect to an entity
Disable highlights
İçindekiler tablosuna ekle