Türkiye'de Çocuk Mahpusların Örgün Eğitime Erişim Hakkının İhlali Üzerine Bir Değerlendirme Raporu
ilkesi temelinde yeniden gözden geçirilmesi; başta bir çocuğun özgürlüğünün kısıtlanmasına
son çare olarak başvurulması, önlenemediği durumda kapalı kurumlarda tutulan çocukların
eğitim haklarının kesintisiz, akranlarıyla eşit koşullarda ve modern eğitimin gereklerine
uygun olarak sağlanması için mevzuatta uyumlaştırma çalışmalarını da içeren acil yasal ve
idari reformlar yapılması zorunludur.
Özetle çocuk mahpuslar için örgün eğitime erişim ya tamamen ya da çokça çetrefilli ve bütünsel
olarak erişilemez hale gelmektedir. Özellikle tutukluluk hali, örgün eğitim hakkını fiilen
ortadan kaldıran bir engele dönüşmektedir. Bu boşluğu doldurmak amacıyla Adalet Bakanlığı
ve Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) işbirliğiyle ceza infaz kurumlarında (CİK) oluşturulan “eğitim”
çözümleri, örgün eğitimin pedagojik, sosyal ve gelişimsel özünü yansıtmaktan uzak, “çocuğun
yüksek yararı” ilkesini zedeleyen yetersiz uygulamalara neden olmaktadır.
2. Çocuk Mahpusların Örgün Eğitim
Erişimlerine Dair Genel Durumu: Bir Alan
Fotoğrafı
Türkiye’deki çocuk mahpusların örgün eğitimdeki durumunu analiz etmek, yasal çerçevenin
ve kurumsal politikaların sahadaki etkilerini somut verilerle görmek ve müdahale edilmesi
gereken öncelikli sorun alanlarını tespit etmek kritik bir öneme sahiptir. Bu bölüm, çocuk
mahpusların demografik profilini, tutuldukları kurum türlerini ve eğitim programlarına katılım
düzeylerini erişilebilen veriler ışığında sunmaktadır.
Ancak özellikle vurgulanmalıdır ki, verilerin ayrıştırılmamış ve standart bir tanımlamaya
dayanmadan sunulması, analiz yapmayı önemli ölçüde zorlaştırmaktadır. Bazı durumlarda aynı
kaynağın farklı yıllara veya kurumlara ilişkin raporlarında dahi birbirini reddeden, sistematikten
yoksun ve yorumlamayı güçleştiren veriler yer almaktadır. Örneğin, TİHEK’in bazı kurum ziyareti
raporlarında örgün ortaokula devam eden çocuk mahpus sayısı verilmekte, bazı raporlarda
ise tutukluluk öncesi kayıtlı oldukları okul ile ilişiği devam edenlerin sayısı belirtilmektedir.
Oysa çok temel bir mantıkla, ortaokul eğitiminin ceza infaz kurumu içinde yürütülemeyeceği
açıktır. Dolayısıyla bu ifadeler, gerçekte çocuğun fiilen eğitim gördüğünü değil, yalnızca örgün
eğitime kayıtlı göründüğünü işaret etmektedir. Bu durum, analizlerde örgün eğitime kayıtlı
çocuk sayısının yorumlanmasını doğrudan etkilemekte; fiili eğitim erişimine ilişkin net bir
çıkarım yapılmasını ise neredeyse imkansız hale getirmektedir. Benzer biçimde, farklı kurumlar
tarafından paylaşılan istatistiklerde yaş grubu sınıflandırmaları da uyumsuzdur: TÜİK beşer
yıllık yaş gruplarını; Adalet İstatistikleri ceza kanunundaki yaş küçüklüğü hükmüne dayanarak
12–14 ve 15–17 yaş aralıklarını kullanırken, Ceza Tevkifevleri Müdürlüğü istatistikleri ise
12–18 yaş aralığını kullanmaktadır. Veri uyumsuzlukları, tutarsızlıklarını ve yoksunluklarını
gidermek amacıyla 23 Eylül 2025 tarihinde, çocuk mahpusların infaz kurumlarına dağılımı ve
örgün eğitime erişimlerine ilişkin ayrıştırılmış verilerin paylaşılması talebiyle bir bilgi edinme
başvurusunda bulunulmuştur. Ancak 14 Ekim 2025 tarihinde verilen yanıtta, talep edilen
bilgiler kurum içi uygulamalara ilişkin düzenlemeler kapsamında olduğundan başvurunun
karşılanamayacağı ifade edilmiştir.
23
Hedef paragraf seç3
Bir paragrafa bağla
Connect to an entity
Disable highlights
İçindekiler tablosuna ekle