Ve belki o zamana kadar zaten çocuk tahliye olmuş olabiliyor. O yüzden geri bildirim, talep ve
süre konularına değinmek istedim. Çocuğun istemesi ve ondan sonra ona geri bildirimin kurum
tarafından zaman alabiliyor. Ve onun takibini aslında bence kurumun da yapması da biraz eksik
kalmış oluyor. Biz çünkü çocuklarla görüşmeler yaptığımız zaman materyal istediğini ve
materyalin henüz gelmediğini, eksik kitap olduğunu bunu talep etti ve belki de birkaç hafta
sonrasında duruşması var ve o duruşması olduğu zaman tahliye olacak. Tahliye olunca da bir
işine yaramayacak. Ve o bu arada aslında eğitimden kopmuş bir noktada oluyor… kurumun
burada da eksik noktası çok fazla. Gelen kişiyi sistematik olarak ele alsalar; geldiğinde örgün
eğitim görüyor, eğitime devam ediyor mu? Ediyorsa, o zaman tamam neye ihtiyacı var? Bu şekilde
belki ilerleseler daha hızlı ve verimli olur.” (Avukat 12)
Kurumsal Uygulamaların Güçlendirilmesi: Tutukevi ve ceza infaz kurumlarında örgün eğitim
özelinde eğitim hakkına erişim odağında ulusal standartların getirilmesi, çocuklara kabul
aşamasında yazılı ve sözlü bilgilendirme yapılması; kurum içindeki eğitim çalışmalarında MEB
ve Adalet Bakanlığı’nın koordinasyonunun güçlendirilmesi; örgün eğitim süreçlerinin
desteklenmesi için kurumdaki psikososyal servis biriminin düzenli izleme ve raporlama yapması
ve kurum içindeki öğretmen kadrolarının çeşitlendirilip güçlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
“Takip ettiğim bir dosyayla ilgili çocuğun bir ihtiyacı sebebiyle psiko-sosyal servisle görüştüm.
Şunu söyledi bana, o çok ilginç geldi. “Bir sorun olmadan” değil olay olduğunda çocuklarla
görüşme yapıyorum. … psikososyal servisten neden bu çocuğun tutuklama tedbiriyle elde edilmek
istediğini, öncesini sonrasını çocuğun gelişiminin nasıl olduğunu değerlendirmesi için aslında bu
düzenli görüşmeleri yapması gerekiyor. Bununla ilgili de aslında uygulamada bir birlik olması
lazım. İşte ben tek başımayım, sayı çok fazla, yetişemiyorum. Çocukların aslında neye ihtiyacı
olduğunu ve nasıl bir yol kat ettiğini psikososyal servisin değerlendirmesi gerekiyor.” (Avukat 13)
“Eğitimde zorunluluk esas. Türkiye'de kanun üzerine öyle en azından. Ama tutuklanan çocukları
kim? Böyle bir zorunluluk olmadığını fark ettik biz. Çocuk okumuyor, kuruma girmeden önce, bu
aileye dikte edilir. Hatta para cezası vardır. Şu şekilde Bilbordlarda, işte TV kanallarda
bilgilendirme yapılır sürekli. Ama çocuk kuruma girdikten sonra sanki devlet tarafından çocuk göz
ardı ediliyor. O zaten kuruma girdi. Kuruma girdiği için tutuklu ya da mahpus fark etmiyor
burada. Çocuğun üstün yararını gözetmek istiyorsak ve çocuğa gerçek anlamda bir şey katmak
istiyorsak çocuk neden kuruma girdikten sonra bunun takibi yapılmıyor? Anne ve babayı
cezalandırırken siz neden kuruma, kurum müdürüne bu hususta herhangi bir araştırma
yapılmasına veyahut kurma bunun hesabı neden sorulmuyor? Biz aslında biraz da buradayız.
Bunu da dikkat etmeye çalışıyoruz ama olduğu kadarıyla burada aslında görev düşüyor. Milli
Eğitim Bakanlığına ve Aile Bakanlığına.” (Avukat 7)
Özel Koruma Önlemleri Alınması Gereken Çocuklar İçin Düzenlemelerin Güçlendirilmesi:
Ayrımcı muameleye maruz kalan veya kalma riski olan çocuklar için özel önlemlerin
geliştirilmesine öncelik verilmesi gerektiğine dikkat çekilmiştir. Örneğin mülteci çocuklar
açısından statüden bağımsız olarak okul kayıtlarının güvence altına alınması, cezaevinde
sınavlara katılım otomatik süreçlerle sağlanması; kız çocuklarına özgü alan, olanak ve hizmetlerin
geliştirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
“… artık yargıda inanılmaz bir sertleşme dönemine gittik. Yani siyasi atmosferin de dışında çocuk
ve mülteci gibi kırılgan grupların davalarında da inanılmaz bir kayıtsızlık hali var… Dönemden
kaynaklı galiba tedbir taleplerinin bile kabul edilmemesini buyuran bazı yazılar dolaşıyor. Daha
ilginci, sosyal inceleme raporu düzenleyen uzmanına bu yazıları dikte ettiren bir akıl var sanırım
bu ara. Çünkü ben tedbir talebine kabul alamıyorum mültecilerle ilgili bir süredir. Yani bu yazılar
7