yararına yönelik uygulamalar mevcut değil (Örneğin mülteci çocuklar, statü kapatma kararları
nedeniyle eğitim hakkına erişemiyor; sınavlara girmeleri çoğu kez engelleniyor. Roman çocuklar,
özellikle Tekirdağ örneğinde, eğitim hayatına hiç dahil olamamış veya çok erken kopmuş
durumda. Tutukevlerinde ve ceza infaz kurumlarında bulunan çocukların büyük çoğunluğu oğlan,
kız çocuklarının sayısı ise daha az. Bu nedenle kız çocukları için hizmet, olanak, alan ve
programlar öncelikli bir konu olarak ele alınmıyor).
“Çocuğun infaz kurumuna kabul aşamasında eğitim hakkına devam edebileceğine dair sağlıklı bir
aktarım yapılmıyor ve çocuk bu hakkını bilmediği için eğitim hakkına devam etmek istediğine dair
herhangi bir talebi de olmuyor. Birebir görüştüğümüz bir çocuk hatta bana şunu söylemişti, işte
buradaki arkadaşların çoğu okula gidebileceğini bilmiyor, okula gidebileceklerini bilseydiler
okula gelirlerdi tarzı bir beyanı da olmuştu… bizim temelde gördüğümüz sorun, çocuğun bu
hakkında hiç haberdar olmaması. Yani bir birlik, bir düzen yok. Çocuğun hiç bu hakkını bilmemesi
sıkıntı” (Avukat 7)
“Cezaevine düşme hali ile bir de statü kapatma kararları çok sıklaşmaya başladı. Bu, Suriyeliler
için geçici koruma statüsü için geçerli veya diğer ülkelerde uluslararası koruma statüsü için…
Statü kapatmadan sonra adres kaydı vs. kapandığı için cezaevinde bir şekliyle sınavı kazandığı
halde liseye veya üniversiteye eğitimini sürdüremeyen, bu talepleri karşılıksız kalan çocuklar var.”
(Avukat 9)
Kimi kurumlarda kurum içerisinde okullar oluşturulmuş durumda. Ancak hem erişilebilirliğinin
kapsayıcı olmadığı hem de uygulamanın verimli olmadığına dair gözlemler var. Tutukevlerinde
veya yetişkinlerin tutulduğu ceza infaz kurumlarda eğitim için ayrılan fiziksel alanlar açısından
genelde sınıfların tek odadan ibaret olduğu bilgisi var. Sınıfta farklı yaş grupları bir arada oluyor.
Teneffüs hakkı çoğu yerde yok.
“Eğitimle ilgili ortaokul yok. Sadece lise var. Ve bizim gördüğümüz çocuklar liseye devam etmek
istemiyorlar. Evet, bir lise var ama cezaevinin bu konuda motivasyonu yok. Çocukların da
motivasyonu yok. Hatta görüşme yaptığımız iki çocuk, evet okumaya devam etmek istiyoruz ama
cezaevinden çıktıktan sonra. Buradaki imkanlar çok iyi değil dedi.” (Avukat 4)
Öğretmen, ders çeşitliliği ve materyal açısından yetersizlik çekildiği, yalnızca kısıtlı alanlarda
temel dersler verildiği bilgisi var.
“Eskiden çocuğun üç seminere katılma, daha doğrusu şöyle, bağlama kursudur, işte daha doğrusu
mesleki eğitim adı altında verilen bağlama kursu, işte duvar kağıdı, berberlik eğitimi gibi. Bu
eğitimlerin son dönemlerinde azaldığına yönelik tespitimiz var. Artık çocuklara bu konuda bilgi
verilmiyor ve çocuklardan sadece birinin seçmesi isteniyor. Bununla alakalı Halk Eğitim Merkezi
ile görüştüğüm zaman oradaki hocalar da artık cezaevlerinden buna ilişkin bir talep gelmediğine
dair ya da daha doğrusu gitmediklerine dair soyut beyan ve bilgi verdiler bize” (Avukat 7)
İller arasında farklılık gösteren bir şekilde kurslar kimi alanlarda açılsa da çoğunlukla süreklilik
göstermiyor, kontenjan kısıtlı. Halk Eğitim öğretmenleri artık kurumlara çağrılmıyor.
“Çocuklara bir meslek edindirme kursu da yok aslında. Çocukların ortak olarak söylediği terzilik
kursu var. Sanırım süreli olarak açılan kurslar ve kontenjan dolunca zaten çocukları almıyorlar.
Ve çocukların hiçbirinin böyle meslek edindirme kursuyla ilgili hevesli olarak bahsettiği, işte
devam ediyoruz, işte herhangi bir sanatla ilgili, başka bir meslekle ilgili şöyle bir kurs açıldı, biz
buna gidiyoruz gibi hevesli anlattığı hiçbir şeye rastlamadık.” (Avukat 4)
“Açık ilk öğretim okulu, açık öğretim lisesi, açık öğretim fakültesi var. Bunlara ilişkin destek
kursları var. Sosyal ve kültürel faaliyet olarak sinema gösterimi, bilgi yarışması ve satranç
4