5. METODOLOJİ
Bu fenomenolojik araştırmanın amacı suça sürüklenme olgusunu, suça sürüklenen
çocukların yaşam deneyimleri üzerinden anlamak ve açıklamaktır. Bu amaca uygun
olarak, bu araştırmanın ve araştırmacının bakış açısı fenomenolojik metodolojidir.
Metodolojik sürece uygun olarak, suç olgusunu deneyimlemiş ve adli bir süreç yaşamış
suça sürüklenen çocuklar ile derinlemesine mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Böylece, elde
edilen bilgilerin fenomenolojik analizi ile, çocukların suça sürüklenme olgusuna ilişkin
temalar ortaya konmuş ve tartışılmıştır. Suça sürüklenme olgusuna ilişkin anlam ve
açıklamalar bu olguyu deneyimlemiş katılımcıların yaşam deneyimlerinden elde
edilmiştir.
Bu bölümde öncelikle sosyolojide fenomenolojik bakışın ne anlama geldiği kısaca
açıklanmaktadır. Ardından fenomenolojik nitel araştırma yaklaşımı bölümü yer
almaktadır. Bu başlık altında önce nitel araştırma yaklaşımına kısaca değinilmektedir.
Ardından, fenomenolojik yöntem tartışılmaktadır. Daha sonra ise sırasıyla, bu çalışmanın
amacı, çalışma grubu ve alan, araştırma süreci ve sınırlılıklar açıklanmaktadır.
Fenomenolojik Sosyoloji
Fenomenoloji ilk olarak felsefe içinde yer almıştır. Fenomonoloji terimi tam
anlamını Hegel’den (1807’de yayınlanan eserinden) almıştır. Fenomenoloji, “bilincin
genel olarak ya içerdeki ya da dışardaki bir nesnenin bilgisi olması anlamında”, “bilincin
bilimi”dir.” (Lyotard, 2007, s. 50). Bir zihin felsefesi dalı olarak fenomenoloji “İnsani
varlıklar tarafından yaşandığı şekilde bilincin doğasını araştıran ve bir şeyin bilincinde
olduğumuzda neyin meydana geldiğini tam olarak tasvir etmeye çalışan” bir alan olarak
tanımlanmıştır (Horner ve Westacott, 2001, s. 101). Fenomenolojide deneyimlenen
şeylere dair bilincin her zaman amaçlı olduğu ilkesi hakimdir. Amaçlılık ilkesine göre
bilincin her zaman bir nesnesi olmak zorundadır. Bir ışık, ev, sayfa veya bir teorem ancak
o şeyin bilinçli algısına sahip olarak anlamlandırılabilir (Horner ve Westacott, 2001, s.
102). Fenomenoloji yüzyıllar boyunca felsefe içinde çeşitli şekillerde var olmuş ancak
Husserl, Heidegger, Sartre, Merleau-Ponty ve diğerlerinin eserlerinde 20. yüzyılın
başlarında kendi başına bir yer edinmiştir (Lyotard, 2007, s. 7-11).
75
Hedef paragraf seç3
Bir paragrafa bağla
Connect to an entity
Disable highlights
İçindekiler tablosuna ekle