devam etmektedir. Bu süreçte çocuk haklarına hakim olan çocuk polislerinin varlığı ve
adli yargılanma sürecinde gerçekleşecek iyileştirmeler suça sürüklenen çocuklar için
olumlu anlamda dönüştürücü olacaktır. Suça sürüklenmiş çocuklara ilişkin Türkiye’de
Çocuk Koruma Kanunu esas alınmaktadır. Bu kanuna ilişkin bazı sınırlılıklar mevcuttur.
Örneğin, Tomanbay (2011, s. 17-31) Türkiye’deki Çocuk Koruma Kanunu üzerine
değerlendirmesinde bu sınırlılıkları eleştirmektedir. Türkiye’deki ��ocuk Koruma Yasası
bir koruma yasası değil cezalandırma yasasıdır. Örneğin, Almanya’daki durum ile
kıyaslanadığında, Almanya’da çocuk korumaya ilişkin yasalar çocuklar için ceza
düzenlemelerini içermez, çocuk ve gençlerin korunmaları için gereken düzenlemeleri
içermektedir. Türkiye’deki Çocuk Koruma yasası içerik olarak Almanya’nın Gençlik
Mahkemeleri Yasasına karşılık gelmektedir. Bu bir çelişkidir çünkü çocukluk
cezalandırılması gereken değil korunması gereken yaş dönemidir. Çocuklar için ceza
ıslah edici değil toplum dışına itici olmaktadır. Çocuk ve genç kavramları birbirinden
ayrılmalı ve koruma ve ceza konusunda bu iki grup için ayrı yasal düzenlemeler
yapılmalıdır (Tomanbay, 2011, s. 17-31). Ümit (2006) ise Çocuk Koruma Kanunu’nun
çocuklara özgü kurulmadığını, yetişkinler dünyasından alınan kavram ve kurumlarla
oluşturulduğunu belirtmektedir. Bunun sonucunda kaçınılmaz sorunlar ortaya
çıkmaktadır. Suça karışmış çocuklara uygulanan sorusturma, yargılama ve infaz süreçleri
çözümün degil sorunun bir parçası olmaktadır (Ümit, 2006, s. 336). Çocukların suça
sürüklenmesini önlemek için ailerin eğitim, sağlık, konut, sosyal güvence gibi kamu
hizmetlerine etkin erişimini sağlayacak hak temelli sosyal politikalar geliştirilmeli ve
suça sürüklenen çocukların adli yargılanma süreciyle ilgili iyileştirici tedbirler alınmalıdır
(Karataş, 2016, s. 317-333). Adli yargılama süreci ve öncesini kapsayan yasal
düzenlemelerde iyileştirmeler ve çocuk polislerinin etkin ve koruyucu müdahaleleri ile
suça sürüklenen çocukların toplumsal dezavantajlarının derinleşmesi önlenebilir.
Özetle, bir ırk veya etnik gruba ait kişilerin suç ile teması adli kayıtlara göre yüksek
olabilmektedir. ABD’de örneğinde, siyahilerin suç kayıtların beyazlara göre daha yüksek
olması, polisin siyahilere yaklaşımı ile açıklanmaktadır. Sosyolojik olarak, suça
sürüklenme ırk ve etnik gruptan çok, bu grupların göç, ailevi çözülme, yoksulluk gibi
toplumsal risk faktörlerine açık bir sosyal sınıf içinde yer almalarıyla ilgilidir. Bu şartlara
doğan çocukların davranışları maruz kaldıkları sosyal dezavantajlar ve aykırı fırsatlar ile
şekillenmektedir. Sosyal sınıf ve yoksulluğun şekillendirdiği yaşamlar içinde oluşan
sosyal çevre ve ilişkiler ağı çocuğu yasal hedeflerden uzaklaştırabilir. Özellikle akranlarla
60
Hedef paragraf seç3
Bir paragrafa bağla
Connect to an entity
Disable highlights
İçindekiler tablosuna ekle