yabancılaşabilir. Yani damga hem toplumun kişiyi nasıl gördüğünü hem de kişinin kendi öz algısını etkiler. Lemert (1972, aktaran Giddens, 2006, s. 189) ilk sınırı aşma davranışına ‘birincil sapma’, demiştir. Kişinin damgayı kabullenip kendini sapkın veya suçlu olarak görmesine ise ikincil sapma denir. Kişinin bir suçtan ceza alması veya bir davranışı yüzünden yaptırıma tabi tutulması ikincil sapkınlığa giden yoldaki ilk basamağı oluşturur. Kişinin toplumun kendisine verdiği damgayı kabullenmesiyle bu damga kişiliğini bir parçası haline gelir. “Sapkın olmayı öğrenme süreci, söz konusu sapkın davranışı düzelteceği iddiasındaki kurumlar –hapishaneler ve diğer sosyal yapılartarafından daha da güçlendirilir (Giddens, 2006, s. 802). Bu kavramsallaştırmaya göre, etiketleme kuramı bireyin etiketlenme sonrasında kendine dair algısının nasıl şekillendiğiyle ilgilenir. Sapma davranışı ile etiketlenen bireyin kendisine dair algısı değişebilir ve ikincil sapma oluşur. Örneğin yasaya aykırı bir hareket nedeniyle polis, mahkeme veya hapishane ile tanışan bireyler bu yapılarca yasal olarak suçlu olarak anılırlar. Bir süre sonra bireyin kendine dair algısı da etkilenir ve kişi kendini suçlu olarak görebilir. Bu süreç etiketleme kuramında birincil ve ikincil sapma kavramları ile açıklanmıştır. Sapma davranışının etiketleme kavramı çerçevesinde kuramsallaşmasında etkin olan diğer bir sosyolog Howard S. Becker’dır. Becker 1963’te yazdığı ‘Outsiders’ eseri ile etiketleme kuramının önde gelen savunucularından olmuştur. Becker (2013), marjinal yani outsider (Türkçesi: dışarıdaki, yabancı, aykırı tip) bir aktivite içinde olan esrar kullanıcılarının ve yasadışı olmasa da toplumun geleneksel kesimi tarafından sıradışı görülen dans müzisyenlerinin arasına piyanist olarak katılmıştır. Gözlemleri sonucu, Becker kuramsal olarak kabul gören bir takım tanım ve açıklamalar ortaya koymuştur. Becker, işlevselci yaklaşımı neyin sapkın veya yasadışı olacağının siyasi bir olgu olmasını göz ardı etmesi nedeniyle sınırlayıcı bulmaktadır. Yasalar ve neyin normal neyin sıra dışı olduğuna dair tanımlar, siyasi ve ekonomik gücü elinde bulunduran kesim tarafından yapılır. Bu söylem döneme göre farklılık oluşturmuştur. Becker’a göre (2013, s. 37-38) toplumsal gücü elinde bulunduranlar kural koyar ve bu kuralları başkalarına dayatırlar. Sahip olunan toplumsal gücün kaynağı yaş, cinsiyet, etnisite ve sınıf farklılıklarıdır. Gençlerin okula devamı veya cinsel davranışlarına ilişkin kuralları yetişkinler belirler. Birçok toplumda erkekler kadınlar için kural koyar. Etnik azınlıklar etnik çoğunlukça koyulmuş kurallara tabi olmak zorunda bırakılır. Alt sınıfların uyacağı kuralları –okullarda, mahkemelerde ve diğer yerlerde- orta sınıf belirler. “Söz konusu davranışta bulunan kişilerin bakış açısı, bu davranışa sapkın 27

Hedef paragraf seç3