hatta çoğunluğu en alt grupta yer kalmaktadır (Altunbaş, 2014). Görüldüğü gibi, yoksulluk bir sarmala dönüşmekte, göç ile yer değiştiren yoksul kitleler belli bölgelerde kümelenmektedir. Bu bölgelerin arazi değeri düşmekte ve yoksulluk sarmalı derinleşmektedir. Türkiye’de ellili yıllardan günümüze tarım politikaları, terör ve diğer nedenlerle şehre göç ve dolayısıyla kentleşme hızla artmıştır. Hızlı kentleşme ile birlikte eski toplumsal yapılar ve ilişki ağlarında da değişim olmuştur. Bunun yanında hızlı ve plansız kentleşmeyle birlikte şehirlerde gecekondu alanları veya sosyoekonomik düzeye göre ayrışma gösteren kentsel alanlar oluşmuştur. Bu düzensiz kentleşme ile himayecilik olarak adlandırılabilecek bir ilişki biçimi hakim olmaya başlamıştır. Suç işleyen çocuk ve gençlerin çoğunlukla şehirde ve gecekondu bölgelerinde oturmaları plansız kentleşme ile ilişkilidir. Türkiye’de kentleşme ile ortaya çıkan sosyal sorunlara yönelik kurumlaşma kentleşme ile aynı hızda gerçekleşmemiştir. Destek kurumları ve önleyici kurumlardaki yetersizlik, çocuk suçluluğunun ortaya çıkmasında ilave bir etkendir (Coşar, 2005, s. 281327). Yoksulluk, kentleşme, işsizlik, aile içi sorunlar nedeniyle çocuklar aileden uzaklaşmaktadır. Bu süreçte risk faktörlerine açık olan bu çocuklar akran gruplarında ve sosyal çevrelerinde suça sürüklenmektedir. Ardından, yargılama sürecinin uzunluğu nedeniyle suçu kesinleşmemiş çocuklar tutuklu olarak uzun süre ceza infaz kurumunda kalmaktadır. Bu süreçte çocuk eğitiminden ve sosyal yaşamından kopmakta ve eşlik eden kişilik gelişimi sorunları yaşamaktadır (Karataş, 2016, s. 317-333). Etnik kimlik, sosyal sınıf ve yoksulluk nedeniyle toplumsal risk ve önyargılara açık olan suça sürüklenen çocukların suç davranışına karıştıktan sonra yaşadıkları süreçler de toplumsal dezavantajlarını artırmaktadır. Suça sürüklenen çocukların yakalanma, tutuklanma, yargılanma ve infaz süreçlerine ilişkin araştırma bulgu ve çözüm önerileri konuya katkı sunacaktır. Suça sürüklenen çocukların adli yargılanma sürecinin çocukların sosyal yoksunluklarını daha da derinleştirmemesinin ve tekrar suça itmemesinin bir yolu da polisin verdiği hizmettir. Çocuğun mahkeme süreci başlamadan yapılabilecek müdahaleler çocuğun suç davranışının tekrar etmesini önlemede etkilidir. Bu nedenle çocuk polislerinin uzmanlaşması ve çocuk ile çalışacak polislerin çocuk hakları bilincinin olması sağlanmalıdır (Öntaş, 2008, s. 21-37). Çoğunluğu yoksulluk, aile içi çatışmalar, eğitim düzeyi düşüklüğü ve diğer sosyoekonomik yoksunluklar içindeki suça sürüklenen çocuklar kanunla karşı karşıya kaldıklarında aynı dezavantajların etkisini hissetmeye 59

Hedef paragraf seç3

Bir paragrafa bağla
Connect to an entity
Disable highlights
İçindekiler tablosuna ekle