İşlevselci görüş içinde geniş yer bulan gerilim kuramları anomi kavramına
dayanarak geliştirilmiştir. Merton 1938’de “Gerilim Kuramı” ile Durkheim’ın anomi
kavramını yeniden ele almış ve Agnew 1992’de “Genel Gerilim Kuramı” ile anominin
ortaya çıkışında etkili olan koşullar ve bu koşullar karşısında bireylerin tepkisini
incelemiştir.
Merton (1968’den aktaran, Güçlü ve Akbaş, 2016, s. 51-53), kültürel amaçlar ile
toplumsal yapı arasındaki uyumsuzluğa bağlı olarak dezavantajlı konumda ve hedeflerine
ulaşmada kurumsal ve meşru araçlardan yoksun bireylerin amaçlarına ulaşmada suç
işlemek de dahil olarak alternatif yollara başvurduklarını söyler. Örneğin zenginlik ve
başarı gibi kültürel amaçlara iş ve eğitim olanakları gibi meşru araçlarla ulaşamamanın
yarattığı “gerilim” anomiye sebep olmaktadır. Araç-amaç uyumsuzluğu halinde oluşan
gerilimi takiben beş tip uyum modeli oluşur: uyumluluk, yenilikçilik, şekilcilik, geri
çekilme ve isyan. Uyumluluk en yaygın uyum modelidir ve bireyler hedefleri için sapma
davranışı göstermek yerine engel durumunda daha çok çaba sarf ederler. Yenilikçiler
hedeflerine ulaşmada kurumsal araçların yetersizliği halinde meşru olmayan araçlara
başvururlar ve hatta suç işlerler. Şekilciler toplum tarafından kabul gören kültürel
hedefleri benimsemeseler dahi kurumsal araçları benimserler. Geri çekilme en az görülen
uyum modelidir. Bu gruba uygun bireyler topluma yabancılaşmıştır, ne toplumsal değer
ve normları ne de toplumsal yapıyı önemserler. Alkolikler ve uyuşturucu bağımlıları bu
gruba örnek verilebilir. İsyan davranışı gösterenler hem kültürel amaçları hem de
kurumsal araçları reddederek mevcut sisteme karşı çıkarak kendi ideolojilerine uygun
alternatif amaç ve araçları benimserler. Terör örgütleri bu grup için örnek verilebilir
(Merton, 1968’den aktaran, Güçlü ve Akbaş, 2016, s. 51-53).
Agnew (1992) Merton’un gerilim kuramının özellikle genç suçluluğu konusunda
var olan gerilim kaynaklarını sınıflamada eksik kaldığını savunmuştur. Agnew 1992’de
genel gerilim kuramını yazmıştır. Genel gerilim kuramı ile Agnew (1992, s. 48) gerilimi
tanımlarken “bireye çevresindekilerin ona davranılmasını istediği gibi davranmadıkları
ilişkiler”e atıf yapar. Örneğin kişi haksızlığa uğradığını düşündüğünde veya ırk, cinsiyet,
yaş gibi nedenlerle olumsuz davranışa maruz kaldığında gerilim yaşamaktadır. Agnew’un
genel gerilim kuramı yapısal işlevselci suç kuramlarının determinist yönünü azaltan bir
kuramdır. Genel gerilim kuramı bireyin içinde bulunduğu şartlar kadar, yaşanan süreçler
ve bireysel tepkileri de dikkate alarak suç ve sapmayı açıklamaktadır.
20