tutukluların; okuma ve yazma, açık öğretim ortaokulu, açık öğretim lisesi ve açıktan üniversite veya örgün olarak üniversite eğitimlerine devam etmelerine; kütüphane ve hazırlık kurslarına katılmalarına; açık futbol sahası ile kapalı spor salonlarında futbol, voleybol, basketbol, masa tenisi, badminton gibi sportif faaliyetlerde bulunmalarına; iş yurdu atölyelerinde meslek kazandırma faaliyetlerine katılmalarına; serbest zamanlarında kendi kabiliyetlerine göre el işi faaliyetlerinde bulunmalarına ve çok amaçlı salonlarda sosyal ve kültürel etkinliklere katılmalarına” olanak verilmektedir (Balaban, Ö. ve Özen, S. (2015). Eğitimde teknolojiden yararlanma durumu, koşulları yine 2005 sonrası mevzuatta ter alırken öncesinde bu konuyla ilgili televizyon haricinde bir araç gereçten bahsedilmemektedir. Bunun yanı sıra ceza infaz kurumlarında eğitimden sorumlu birimlerin ve kişilerin görev alanlarının net olarak tanımlanması ve bu detayların mevzuata dayandırılarak güvence altına alınması da önemli bir gelişme olarak değerlendirilmektedir. İncelenen bu iki dönem arasındaki en önemli farklılık ise uluslararası mevzuat konusundadır. 1926–2005 yılları arasında uluslararası mevzuatta çocuğa özgü adalet sisteminden uzakken, 2005–2022 yılları arasında mevzuat bu konuda önemli bir aşama kaydetmiştir. Türkiye’deki çocuk ceza infaz kurumlarında ulusal uluslararası mevzuatlardaki hükümler 2005 sonrasından itibaren devamlı iyileştirilmiş ve bugün eğitim hukuku açısından da yeterli görünmektedir. Fakat hukukun aksine eğitimde dinamiklik ilkesi doğrultusunda bu alandaki çalışmaların her an geliştirilmesi ve gelecek durumları da öngörerek sürekli devam etmesi gerekir. Türkiye’de cezaevlerindeki eğitimin standartlarını belirleyen uluslararası belgelere daha sonraki tarihlerde katılmış olsa da mevzuatın gerektirdiği standartları sağlama noktasında gereken değişiklik ve düzenlemeleri yaparak eğitim hukukunun geliştirilmesi için gönüllülük göstermektedir. Fakat ulusal mevzuatta eğitimle ilgili çocuklara yönelik ayrı ve özel hükümler bulunmasına rağmen, eğitimevleri sayısının azlığından ve her ilde çocuklara özgü ayrı bir kapalı ceza infaz kurumu bulunmadığından, bahsi geçen hükümlerin uygulanması noktasında aksamalar yaşanma ihtimali bulunmaktadır. Bu konuda atılan adımlara rağmen çocuğun özgürlüğünden yoksun bırakılması çocuk hakları kapsamında büyük bir ihlaldir. Çocuk adalet sistemi çocuğun özgürlüğünden yoksun bırakılmasına her zaman son çare olarak başvurulmasını güvence altına almak ve güvence altında tutmak zorundadır. İşlenen suçun karşılığı olarak bir “ceza” söz konusu olduğunda da suça sürüklenmiş çocukların kapalı ceza infaz kurumu yerine eğitimevlerine gönderilmeleri çocukların ıslah edilmesi amacına daha uygun bir uygulama olarak görülmektedir (Üzümlü,2016). Fakat bu doğrultuda çocuğun toplum 60

Hedef paragraf seç3

Bir paragrafa bağla
Connect to an entity
Disable highlights
İçindekiler tablosuna ekle