özelinde; tahliyeye kalan sürenin psikolojik sorunlar ve tahliye sonrası gelecek beklentileri üzerine etkisi incelenmiştir (Karaca, 2010). Diğer bir araştırma ise hükümlü ve tutukluların hem cezaevi sürecindeki hem de tahliye sonrası gereksinimlerinin belirlenmesine yöneliktir (Soytürk, 2013). Bu çalışmalar, tüm hükümlülere hitap etmekte ve suçlulukta önemli bir sosyolojik boyuta sahip olan çocuğun yaşadığı problemlere değinmemektedir. Çocuğun, yetişkin bir birey olduğunda hayata tutunmasını sağlayacak ve toplumla olan bağlarını kuvvetlendirecek ihtiyaçları, yetişkinlerin ihtiyaçlarından farklı olduğu için özelde eski tutuklu çocukların, tahliye sonrası süreci araştırmaya değerdir. Tahliye sonrası eski tutuklu çocukların sorunlarını belirleyen çalışmalar ve cezaevi sürecindeki sorunları analiz eden çalışmaların da sınırlı olduğu belirtilebilir. Fakat 2018 yılında suça sürüklenmiş çocukların tahliye sonrası süreçlerini Isparta örneği üzerinden inceleyen bir çalışma mevcuttur (Taşkın, 2018). Bu çalışma 15-18 yaş arasında, sadece Isparta il sınırları içerisinde suça yönelmiş çocuklarla gerçekleştirilmiş ve bu çocukların tahliye sonrası toplumsal adaptasyon süreçleri ile sosyal ilişkileri incelenmiştir. Taşkın’ın çalışmasından farklı olarak bu araştırmada ise yaşı fark etmeksizin, çocuk yaşta suça sürüklenen, farklı illerde de ikamet eden eski tutuklu kişilerle birebir görüşme yapmak hedeflenmiştir ve bu kişilerin, toplumsal adaptasyon süreçleri bu çalışmanın sadece bir kısmını oluşturmaktadır. Yabancı literatür tarandığında durumun Türkiye’den çok da farklı olmadığı görülmektedir. Yabancı literatürde tahliye sonrası sorunlara, ihtiyaçlara ya da beklentilere odaklanmaktan ziyade çocuk adalet sistemine, nedenlerine, çocuk suçluluğunun önlenmesine ilişkin çalışmalara ve ergenlik ile suçluluk arasındaki ilişkiye ağırlık verilmektedir. Örneğin; Bartollas, Schmalleger ve Turner “Juvenile Delinquency” adlı kitapta suçluluğa ilişkin nedenleri; bireysel, çevresel ve toplumsal nedenler olarak belirtmiş ve ergenlikle suçluluk arasında bir ilişki kurmuştur (2019). Amerika’da çocuk suçluluğuna ilişkin 1990’lara kadar genel kanı; çocukların hayatının iyileştirilemeyeceği ve çocuk suçluluğunun engellenemeyeceği yönündedir. Whitehead ve Lab tarafından 1975’ten 1984’e kadar yayımlanan raporlar analiz edilmiş ve suça sürüklenen çocuklara yönelik müdahale yöntemlerinin çok az olumlu etki sağladığı ve problemin çözülemediği görülmüştür. 1990’lara kadar suça sürüklenen çocuklara ilişkin yapılan araştırmaların sonucunda 11

Hedef paragraf seç3