Ulusal mevzuat içerisinde çocuk ve çocuk haklarını korumaya ilişkin farklı kanunlar olmakla birlikte çalışmanın içerik ve kapsamı düşünüldüğünde önemli olarak değerlendirilen belirli başlı kanunlara burada yer verilecektir. Ayrım gözetilmeksizin herkesin kanun önünde eşit kabul edildiği (m. 10) 1982 Anayasası’nda “çocuk” kavramı yedi kere geçmekte, bazı maddelerinde (10, 41, 61 ve 62) bu kavram bizatihi olarak kullanılmakta ve çocuk ile hakları direkt olarak koruma altına alınmaktadır. Örneğin devlet, her türlü istismar ve şiddet karşısında çocukları korumak (m. 41/Ek fıkra: 7/5/2010-5982/4 m., m. 61) ve yabancı ülkelerde çalışan Türkiye vatandaşı çocukların eğitimine yardımcı olunmasına (m. 62) yönelik tedbirleri almakla yükümlüdür. Türkiye Anayasası’nın bazı maddelerinde ise (42, 50, 56 ve 58) çocukları da kapsayacak daha genel hükümlere yer verilmektedir. Kimsenin eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamayacağı (m. 42), kimsenin yaşına, cinsiyetine ve gücüne uymayan işlerde çalıştırılamayacağı (m. 50) ve herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu (m. 56) gibi hükümler, tüm vatandaşlar nezdinde çocukları da kapsamaktadır. Anayasanın 41. maddesi de çocuklar için oldukça önemlidir. Çünkü bu maddenin kenar başlığı “Ailenin korunması” iken 2010 yılında “Ailenin korunması ve çocuk hakları” olarak değiştirilmiştir. Ayrıca bu başlığa her çocuğun, korunma ve bakımdan yararlanma ve kendi yüksek yararına aykırı olmadığı sürece ebeveynleriyle kişisel ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahip olduğu (m. 41/Ek fıkra: 7/5/2010-5982/4 m.) ve “devletin her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirler” alacağı fıkraları da eklenmiştir. Anayasa dikkate alındığında çocukların topluma kazandırılması için devlet tarafından tedbirlerin alınacağına vurgu yapıldığı görülmektedir. Medeni Kanun (2001) ile birlikte aile birliğinin dağılması durumunda çocukların yüksek yararının sağlanması, korunması ve bakım ihtiyacının karşılanması için önlemler alınmıştır (m. 166; m. 169; m. 327). Ayrıca Medeni Kanun ile birlikte boşanma sonrası çocuğun velayetinin kime verileceği hususlarına çocuğun eğitim, sağlık ve ahlak bakımından yararları dikkate alınarak yer verilmiştir (m. 182). Bu kanunla çocuğun ailenin bir bireyi olduğuna ve doğduğu aileye aidiyet kazanması adına anne-babanın önemli konularda çocuğun düşüncesini göz önünde tutması gerekliliğine, çocuğun ise anne babasının sözünü dinlemekle yükümlü olduğuna ve evi terk edemeyeceğine vurgu yapılmıştır (m. 339). 17

Hedef paragraf seç3