Gabriel Tarde’nin taklit kanunları eseriyle ortaya attığı suçun taklit yoluyla
öğrenilen bir davranış olduğu fikri, Şikago Okulu teorisyenleri tarafından yapılan pek çok
araştırma ili teyit edilmiş ve suç teşkil eden davranışların akrabalardan ve suç gruplarından
öğrenilen davranışlar olduğu ortaya konulmuştur (Dolu, 2010: 229).
Edwin Sutherland bu öğrenmenin, insanlarla arasındaki etkileşim sonucunda
olduğunu savunmuştur. Ona göre suç, bireyin suç işlemesini haklı çıkaracak sebeplerin, suç
işlemenin yanlış olduğu sebeplerden fazla olduğu düşüncesidir. C. Ray Jefferey’in ayırıcı
pekiştirme teorisine göre, suçlu davranışın devam edip etmeyeceği bu davranışın sonuçlarına
bağlıdır. Bireyin işledikleri suçlar neticesinde elde ettikleri para, çalıntı eşya, cinsel haz,
kişisel tatmin ve benzeri her türlü sonuç suçlu davranışı pekiştiren ve güçlendiren
faktörlerdir (Dolu, 2010).
Görüldüğü üzere sosyal öğrenme teorileri öğrenmenin tüm mekanizmaları içinde
barındırmaktadır. Toplumsal yapı ve öğrenme arasındaki ilişkiye bilhassa önem
verilmektedirler. Tezin saha kısmında da avukatlara suçun öğrenilebilir olabileceğine ilişkin
sorular sosyal süreç teorileri ışığında sorulmuştur.
3.1.3.3. Sosyal çatışma teorileri
Çatışmacı bakış açısından, Marksist teoriye bakıldığında özelde Marx’ın spesifik
olarak suç konusu üzerine çok fazla durmadığı söylenebilir. Ancak belirli dolaylı
açıklamaları içinden suçla ilişkili olabilecekleri seçilmiştir: “Artı-emek genellikle, belli
gereksinmelerin üzerinde ve ötesinde harcanan emek olarak, daima var olmak zorundadır.
Kapitalist sistemde olduğu gibi köleci sistemde vb. de o yalnızca karşıt bir biçime bürünür
ve toplumun bir tabakasının tam bir aylaklığı ile tanımlanır” (Marx, 2010). Karl Marx;
çatışmayı her kapitalist toplumlarda ortaya çıkan iki ayrı sosyal sınıf olan burjuva ve
proletarya sınıf kapsamında açıklamaktadır, bu sınıflar arası gücün ve kaynağın dağılımını
çatışmaya neden olduğunu söylemektedir (Güçlü vd., 2018: s. 295).
Marksist teori ışığında suçu ilk açıklayan isimlerin başında William Bonger
gelmektedir. Ona göre: “Ahlak dışı ve suçun neyin inşa ettiği fikri sosyal yapıdaki
değişmelere bağlıdır. Ceza yasalarında yasaklanan davranışlar güçlünün menfaatlerine
zarar verenlerdir. Bonger’a göre suç, sosyal bir birim teşkil eden bir insan topluluğu
içerisinde gerçekleştirilen ve herkesin ya da iktidar sahibi olanların çıkarlarına zarar veren,
bu neden grup ya da grubun bir bölümü veya özel olarak yetkili kılınmış organlar tarafından,
ahlaki kınamadan daha ağır bir biçimde cezalandırılan eylemlerdir” (Bal, 2016: 81).
19