Türkiye'de Çocuk Mahpusların Örgün Eğitime Erişim Hakkının İhlali Üzerine Bir Değerlendirme Raporu
dağınık olan ve okul bulunmayan bölgelerdeki çocukların en yakın okullara taşınarak örgün
26
eğitime devamlılıklarının sağlanmasını hedefleyen taşıma yoluyla eğitime erişim uygulaması
veya engellilik durumu veya özel öğrenme güçlüğü olan çocukların ihtiyaçlarına göre
uyarlanmış ortamlarda örgün eğitim almalarını sağlamayı hedefleyen destek eğitim odaları ve
özel eğitim okulları sayılabilir.
Devletin dezavantajlı duruma getirilen bazı gruplar için örgün eğitime erişim engellerini
kaldırmaya yönelik düzenlemeler geliştirirken çocuk mahpusları ve özellikle tutuklu çocukları
bu çerçevenin dışında bırakması, Anayasa’nın temel ilkelerinden olan eşitlik ilkesiyle açıkça
çelişmektedir. Bir çocuğun özgürlüğünden mahrum bırakılmış olmasının, onun eğitim hakkından
mahrum bırakılması için gerekçe oluşturamayacağı açıktır.
Bu durum, uluslararası standartlarla da uyumsuzdur. BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin
28. ve 29. maddeleri, taraf devletlere çocuğun eğitim hakkını “fırsat eşitliği temelinde”
güvence altına alma ve eğitimin çocuğun kişiliğini, yeteneklerini ve potansiyelini en üst
düzeyde geliştirme hedefini taşıması gerektiğini yükler. Daha da önemlisi, Özgürlüğünden
Yoksun Bırakılmış Çocukların Korunmasına İlişkin BM Kuralları (Havana), özgürlüğü
kısıtlanmış çocukların dahi eğitim hakkının kesintisiz olarak, toplumdaki yaşıtlarıyla eşdeğer
standartlarda devam etmesi gerektiğini net bir şekilde belirtir.
Evrensel insan hakları normlarına göre çocukların adalet sistemine girişlerinin kader, fıtrat
veya istisna ile açıklanamayacağını ve çocukların zamanında alınmayan tedbirler sonrasında
çeşitli şekillerde adalet sistemine dahil olduklarını hatırlamakta fayda vardır. Bu bağlamda
ulusal mevzuat genel olarak çocuğu koruma ve eğitme niyetini taşısa da farklı metinler
arasındaki çelişkiler ve bazı düzenlemeler, çocuğun yüksek yararına aykırı sonuçlara neden
olmaktadır.
Evrensel normlara uyumsuzluk (Çocukların hak ve özgürlüklerini bütüncül bir şekilde
ele alan kapsamlı mevzuat ihtiyacı). Mevcut mevzuat evrensel normlara aykırı bir şekilde
bir çocuk adalet sistemine girdikten sonra verilecek sert yaptırımlara odaklanmakta;
koruyucu, önleyici ve güçlendirmeye yönelik çalışmaların çeşitliliğine ve etkinliğine ağırlık
vermemektedir. Çocuk Koruma Kanununda düzenlenen tedbirlerin kapsamı ve işlerliği de
buna zemin hazırlamaktadır. Dolayısıyla zamanında alınmayan tedbirlerin sorumluluğunu ve
zorluklarını ceza sorumluluğu var diyerek çocukların taşıması beklenmektedir. Bu nedenle
koruyucu, önleyici ve güçlendirmeye yönelik tedbirlerin işlevsel ve etkin hale getirilmesi,
buna bağlı olarak çocukların koruma sistemi içerisinde kalmalarına yönelik hem çocukların
ceza sorumluluğu yaşlarının yükseltilmesi hem de özgürlüğün kısıtlanmasının son çare olarak
başvurulacak seçenek olmasının sağlanması yönünde kapsamlı bir mevzuat düzenlenmesi
gerekmektedir.
Erişimde Eşitsizlik (Kapalı Kurumlardaki Çocukların Örgün Eğitime Erişememesi). 5275
sayılı Kanun ve ilgili Yönetmelik doğrultusunda mevzuattaki en temel ve yapısal sorun, kapalı
ceza infaz kurumlarında barındırılan çocukların örgün eğitim hakkından mahrum bırakılmasıdır.
Bu kurumlarda henüz haklarında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmayan ve masumiyet
karinesinden yararlanan tutuklu çocuklar da bulunmaktadır. Buna rağmen, bu çocuklar
yalnızca yaygın, dışarıdan ve açık öğretim programlarına erişebilmektedir.
Bu durum, Anayasa’nın “eşitlik” ilkesiyle ve Milli Eğitim Temel Kanunu’nun eğitimin
“kesintisizliği” ilkesiyle açıkça çelişmektedir. Kapalı kurumdaki bir çocuğu örgün eğitimden
koparmak, onu sadece akademik olarak akranlarından geri bırakmakla kalmaz, aynı zamanda
okul ortamının sunduğu sosyalleşme, akran etkileşimi ve normalleşme imkânlarından da
26
Milli Eğitim Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı (2024). T.C. Milli Eğitim Bakanlığı 2023 Yılı İdare Faaliyet Raporu.
21
Hedef paragraf seç3
Bir paragrafa bağla
Connect to an entity
Disable highlights
İçindekiler tablosuna ekle