turnuvası düzenleniyor. Spor faaliyetleri açısından futbol, voleybol, basketbol, masa tenisi mevcut.
Onun dışında birkaç kurs temel eğitim kursları mevcut çoğunluğu kapalı cezaevinde. Bunlar
okuma-yazma kursu 1. ve 2. kademe olarak ayrılıyor. Resim kursu var, ebru sanatı kursu var ve
müzik kursu var. Şimdi bunların işlevlerine dair değerlendirme biz dahil yapamıyoruz maalesef.”
(Avukat 3)
Sosyal etkinliklerde çeşitlilik, sıklık, süreklilik ve çocukların ilgi, istek ve gelişimsel ihtiyaçlarına
uygunluk konusunda dengesizlik var. Çocukların ilgisini çeken etkinliklere katılım süreçlerinde
ise ödül- ceza yöntemi uygulanıyor.
“Arada konferans için hocalar geliyormuş. Ama bunların hiçbirinin canı gönülden isteyerek,
severek katıldıklarını, bilgisini alamadık biz. Yani genellikle bazen konferansa geliyorlar, biz de
dinliyormuş gibi yapıyoruz şeklinde. Hani birazcık daha “-mış” gibi yapılan etkinlikler... Tüm
koğuşun kötü hali ilan edilmesiyle birlikte bu etkinliklerden menedilme cezası var. Yani eğer koğuş
kötü halli olursa, iyi halden kötü halliye düşersek, kötü halde olmak da bir kişinin bile kavga
etmesi, tutanak yemesi, tüm koğuşun kötü halli olması. O zaman sinema etkinliğine de
çıkamıyorlar. Bu şekilde bir ceza sistemi var. Yani olan etkinlikler de cezayla birlikte ellerinden
alınmış oluyor aslında.” (Avukat 4)
Kütüphane alan ve kağıt üzerinde olsa da çocukların erişimi kısıtlı; okumaya ve kütüphane
kullanımına yönelik teşvik yok.
“Kütüphane hakkı var çünkü bununla alakalı bir yönetmelik ve bir düzenleme var... Kütüphane
hakları olduğu sürekli hatırlatılır ama kitaplara erişim konusunda yine biz bununla alakalı bir
tespitte bulunduk. Çocukların isteyip de erişebildiği kitap oranı %60. Çocuğun kişisel gelişimini
yine etkileyecek, olumlu şekilde etkileyecek oran ise %40… Çocukların bazen erişemediği kitaplar
olduğuna dair de bir tespit yapmıştık.” (Avukat 7)
Psikolojik faktörler: Çocuklar açısından tutuklama sonrası depresyon ve umutsuzluk yaygın;
eğitim odağında süreç çocuklar için rehabilite edici değil, koğuştan çıkma fırsatı gibi algılanıyor.
“Genelde çocuklar ciddi bir depresyonda da oluyorlar aslında tutuklanmadan sonra. Yani böyle
bir mecalleri de olmuyor birtakım işlemler yapmaya. Bir yandan da çok bürokratik süreçler oluyor
bunlar. İşte okulundan bir evrak getirilecek, onun ailesi de gelecek. Yani çoğunun ailesiyle irtibatı
her zaman bir anda da mümkün olamayabiliyor. Açık görüşü bekleyen aileler oluyordu. Artık hepsi
açık görüşü oldu ama çok uzaktan geliyor aile… Böyle başka psikolojik etmenlerle de çocukların
mücadele ettiğini ben gözlemliyordum açıkçası. Hem çok hantal bir yapı var, oradaki o işlemleri
yapana kadar zaten belki tahliye olurum. Bir yandan zaten her şey çok sorunlu, bir de okulumu
sıkıştıracağım araya, okulda sıkıştıracaksam bir de orada rezil olmak var gibi böyle dinamiklerin
içerisinde çocukların buluştuğunu gözlemliyordum.” (Avukat 5)
Çocukların eğitime dair motivasyonları konusunda ise tutukevi veya ceza infaz kurumunda
eğitime çoğunlukla değer vermedikleri belirtiliyor. “Çıkınca devam ederiz” veya “okul zaman
kaybı, çalışmam gerek” diyorlar.
“Bizim görüştüğümüz çocuklar genelde tutuklu çocuklar olduğu için çocuklarda şöyle bir zihniyet
var, abi zaten biz 1-2 aya çıkacağız ya da biz zaten çıkacağız genel görüşündeler. Bu sebeple de
eğitime hiç girmeyi düşünmüyorlar. Bir de çocuklar da maalesef kendilerini bu konuda kötü
etkilemekte. Şu şekilde, ya okula gidip de ne yapacağım? Biz zaten burada birlikte vakit
geçiriyoruz.” (Avukat 7).
5