desteğin gerçekleşmemesi gibi duygular sonucunda, içinde bulundukları duruma bir tepki olarak türlü sapma davranışlar gösterdiklerini öne sürmüştür. Durkheim, kişilerin içinde bulundukları bu durumu ‘anomi’ kavramıyla açıklamıştır. Anomi, toplumsal sistem elemanları (değerler, yasalar, gelenekler vb.) arasındaki ilişkileri düzenleyen kuralların yıkılması ya da kuralsızlık olarak tanımlanabilmektedir [38]. Durkheim, suçun toplumun tabii bir parçası olduğunu ve her toplumda kendine özgü koşullara göre mevcut olduğunu ileri sürmektedir. Bu kurama göre; birey çevreyi değiştirebilir ve değişen bu çevre içinde kendini geliştirebilir yani bir gelişim uyumundan bahsedilmektedir. Ancak bazı dış ve iç etkenler oluşan bu uyumu tehdit edebilmekte ve bu durum suçun gerçekleşmesi için ortam hazırlayabilmektedir [2]. 4.2.1.7. Ayırıcı birleşmeler kuramı Sutherland, suç davranışının ilk çocukluk döneminde gelişmeye başladığına ve yaşam boyu devam ettiğine işaret etmektedir. Sutherland’ e göre kişinin, suç teşkil eden davranışı şu süreçlerden geçmektedir [1, 38] 1. Suçluluk davranışı öğrenilmektedir. 2. Suçlu davranış, kişinin çevresindeki diğer bireylerle ilişkide olduğu süreçte öğrenilmektedir. 3. Suç olarak kabul edilen hareket bilhassa yakın ilişkiler içerisinde öğrenilmektedir. 4. Suç olarak kabul edilen hareketin öğrenilişi; a. Zaman zaman çok karmaşık veya çok basit olan suç davranışında bulunma yöntemini b. davranışların ve güdülerin davranışların belli yönlerini kapsamaktadır. 5. Güdülerin çevrileceği yönü yasal kuralların “mutlaka uygulanması gerekli olanlar” ya da “uygulanması zorunlu olmayanlar” olarak yorumlanmas�� sonucu öğrenilmektedir. 6. Birey yasal kuralları ‘uygulanması için bir zorunluluğu olmayan kurallar’ olarak yorumlayan kişilerle daha çok vakit geçirirse suç işler. 21

Hedef paragraf seç3