ve Hispanikler için geçerli değildir. Her üç grupta da annesini sert otoriter olarak tanımlayan çocukların suça sürüklenme oranları annesini yetkin otoriter (İngilizcesi authoritative) olarak tanımlayanlara göre yüksektir. Sert otoriter ebeveynlik suça sürüklenmeyi önlemeye karşı en etkisiz ebevynlik türüdür. Ebeveynin desteği suça sürüklenme oranlarını azaltmada en büyük etken olmaktadır (Mowen ve Schroeder, 2015). Aile ortamı çocuk için hem risk hem de koruyucu faktörleri aynı anda barındıran bir yapıdır. Altı ya da daha fazla risk faktörüne maruz kalan bir çocuğun, sadece bir risk faktörüne maruz kalan bir çocuğa kıyasla, çocukluk çağında şiddet eylemi gerçekleştirme olasılığının on kat daha fazla olduğu bildirilmektedir (Herrenkohl ve diğerleri, 2000). Aile içindeki risk faktörleri bir çocuğu suça veya antisosyal davranışlara sürükleyecekken, koruyucu faktörler çocuğun yaşam seyrini değiştirebilir. Örneğin, aile üyelerinden birinden zarar gören çocuk diğer bir aile üyesi tarafından korunabilmektedir. Otobiyografik eserinde Knausgaard (2016, s. 269) “Beni kurtarmıştı, çünkü o olmasaydı çocukluğum babamla tek başıma geçerdi ve er ya da geç şu veya bu şekilde canıma kıyardım. Ama annem oradaydı, babamın karanlığını dengeliyordu” demiştir. Hayatındaki risk ve gerilim odakları altında çaresiz kalan çocuk ise bir sonraki adım olarak aileden uzaklaşıp, kontrolsüz arkadaş gruplarında anlam arayışına yönelebilir. Ailedeki iletişim kalıbının çocukların suça sürüklenmesi ile ilişkisi vardır. İşlevsel iletişim açık, hoşgörülü, rehberlik edici ve etkilidir. Bu iletişim kalıbı çocuğun olumlu bir benlik algısı kazanmasını sağlar. İşlevsiz iletişim ise huzursuz bir aile ortamına neden olur. Bu durumda, çocuğun olumlu benlik algısı geliştirmesi zorlaşır ve çocuk olumsuz çevre etkisini yönetemez. İşlevsiz iletişim olan ailelerde çocukların suça sürüklenme oranı yüksektir. Boşanmış ebeveyn ve erkek çocukların suça sürüklenmesi yüksek ilişkilidir. Bunun nedeni tek ebeveynle yaşayan çocuğun ailedeki işlevsel iletişim ortamından mahrum kalmasıdır (Thoyibah ve diğerleri, 2017). 19. yüzyılda ABD’de, her çocuğun doğuştan iyi olduğunu savunan Child Savers (Türkçesi çocuk koruyucular) adı verilen bir grup, çocuk suçluluğunun yoksulluk, göç ve yetersiz ebeveyn rehberliği gibi dış faktörlere bağlı olduğu fikrini benimsemiş ve çözüm olarak sorunlu çocukları kötü aile koşullarından çıkarıp iyileştirici ortamlara yerleştirmeyi sunmuşlardır. Çocuk mahkemelerinin ve sığınma evlerinin oluşmasını sağlayanlar da bu gruptur. 1825’te ABD’de türünün ilk örneği olarak açılan New York 54

Hedef paragraf seç3

Bir paragrafa bağla
Connect to an entity
Disable highlights
İçindekiler tablosuna ekle