koşulların sağlanması) koruyucusu olarak hareket etmelidir. Özetle, suç bilimcilerinin takip ettiği görüşe göre suçu nasıl tanımladıkları ve buna bağlı olarak ne tür konuları suç bilimi içinde çalıştıkları farklılık göstermektedir. Davranışların yorumu kültürel olarak farklılaştığından “suç”un evrensel bir tanımına da ulaşmak oldukça zordur. Tarihsel boyutta aynı coğrafyada farklı tanımlar doğabileceği gibi, aynı tarih boylamında farklı coğrafyalarda neyin suç olup olmadığı nesnel ve tek tanımla açıklanamamaktadır. Eylemlerin suç sayılması, Canter’e göre (2011) bu eylemlerin nasıl yorumlandığına bağlıdır. Bu yorum, ortaya konan davranışın geçtiği koşullara, yasal çerçeveye ve kültüre göre değişir. Örneğin, öldürme eylemi bile savaşta bir asker veya kendini kurtarmaya çalışan biri yaptığında yasal olarak suç kabul edilmeyebilir. Suç tanımına eleştirel bir bakış açısıyla yaklaşan Aas (2007) da, suçu tanımlayabilmenin problemli doğasına dikkat çekmektedir. Suç sadece hukuken suç olarak tanımlanan bir eylem olarak değil, sosyal, kültürel ve tarihsel bağlar ile açıklanabilir. Güçlü sosyal aktörler tarafından, geniş kitlelere zararı olan bir eylem (soykırım, zimmet, polis şiddeti gibi) suç kabul edilmezken, toplumda “diğerleri” olarak görülen güçsüz kişilerin karıştığı eylemler suç olarak kabul edilebilmektedir. Özetle, suç farklı disiplinlerde ve farklı bağlamlarda çeşitli şekillerde tanımlansa ve tek bir nesnel tanıma ulaşılamasa dahi; temel olan mesele suçun evrensel bir konu olarak kabul edilmesi, hukuki bir boyutunun olması ve sosyolojik bir olgu olmasıdır. Suçun sosyolojik bir boyut içerdiği açıktır fakat sosyoloji disiplini de suçun ne olduğuna dair herhangi bir tanımda uzlaşabilmiş değildir. Sosyoloji disiplini içinde de suç olgusuna yönelik yaklaşımlar düşünce okullarına göre farklılık göstermektedir. Siegel (2016) farklı sosyolojik akımlardan çeşitli unsurları alarak, suçu modern hayatın politik, sosyal ve ekonomik bir bileşeni olarak tanımlamıştır: “Suç, sosyal ve politik gücü elinde tutan insanlar tarafından oluşturulan yasal suç koduna göre yorumlanan ve ifade edilen toplumsal davranış kurallarının ihlalidir. Bu kuralları ihlal edenler devletin yaptırımlarına, otorite, sosyal damgalanma ve statü kaybına tabidir” (Siegel, 2016, s. 14). Bu tanım işlevselci, etkileşimci ve çatışmacı sosyolojik bakışı kapsamaktadır. Yasalara atıfla işlevselci bir yönü, etiketleme ve damgalama atıfıyla etkileşimci ve politik gücü elinde bulunduranların yasa oluşturmadaki gücü ile çatışmacı bakışı aynı tanımda birleştirmektedir. Kısaca, sosyoloji disiplini içinde farklı yaklaşımlara göre suç tanımı da değişebilmektedir. 9

Hedef paragraf seç3