barındırıldıkları ve firara karşı engelleri olan iç ve dış güvenlik görevlileri
bulunan, eğitim ve öğretime dayalı kurumlardır.
(2) On iki-on sekiz yaş grubu çocuklar, cinsiyetleri ve fizikî gelişim durumları
göz önüne alınarak bu kurumların ayrı ayrı bölümlerinde barındırılırlar.
(3) Bu hükümlüler, kendilerine özgü kurumun bulunmadığı hâllerde kapalı ceza
infaz kurumlarının çocuklara ayrılan bölümlerine yerleştirilirler. Kurumlarda ayrı
bölümlerin bulunmaması hâlinde, kız çocukları kadın kapalı ceza infaz
kurumlarının bir bölümünde veya diğer kapalı ceza infaz kurumlarının kendilerine
ayrılan bölümlerinde barındırılırlar.
(4) Bu kurumlarda çocuklara eğitim ve öğretim verilmesi ilkesine tam olarak
uyulur (Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, 2004).
Yukarıdaki kanun maddelerinde de belirtildiği gibi çocuk kapalı ceza infaz
kurumları, eğitimevleri ile karşılaştırıldığında; esnek bir yapıda değildir. Belirli
konularda kısıtlayıcı tedbirlerin uygulandığı anlaşılmaktadır (Demir, 2019)
Adalet Bakanlığı'na göre, Türkiye'nin şu anda İstanbul, Ankara, İzmir, Diyarbakır,
Hatay, Kayseri ve Tarsus'ta çocuklar ve gençler için yedi kapalı cezaevi bulunmaktadır
(Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, 2019).
Türkiye’deki Ceza İnfaz Kurumlarında
Suça Sürüklenmiş Çocuklara Verilen Eğitim
Türkiye’de suça sürüklenmiş çocukların yeniden eğitimi ilk kez İstanbul’da 1932
yılında Muhittin Üstündağ’ın Vali olarak görev yaptığı ve Belediye Reisliği dönemde
“Çocukları Kurtarma Yurdu” adında bir kurumun açılması ile gerçekleşmiştir (Yavuzer,
1998). İlk kurum müdürü olan Kazım Zafir 1933’te (akt. Yavuzer, 1998 ), bu yurdun
kurulma amacının “cemiyet arasında ihmal edilmiş kendi hallerine bırakılmış ve bu
yüzden yalnız faydasız değil, hatta tehlikeli bir unsur olan memleket yavrularını
ellerinden tutup kurtarmak, onları cemiyetin arzu ettiği şekilde istihsalci bir vatandaş
yapmak” olduğunu kurumun tanıtım kitapçığında yayınlanan yazısında dile getirmiştir.
İlk kez 1938’de Edirne’de suç işlemiş 18 yaşından küçüklerin kapalı alan içinde
cezalandırılması ve eğitilmesi amacıyla ıslahevi açılmıştır. Fakat cezalandırma ile
sağaltmanın iç içe girdiği bu kurumlar çocuğa özgü bir adalet ve hukuk düzeninden
uzaktı. Çünkü ıslah uygulamaları, suçluluğun hem bireysel hem toplumsal yanını göz ardı
etmeyen bir kuramsal ve hukuksal temele dayanmalıydı (Uluğtekin, 1991). Attar’a göre
(2010) ancak o zaman ıslah sisteminin amacı ceza ya da sağaltma değil, yeniden
toplumsallaştırma (eğitim) olması mümkün olabilirdi.
27