Çocuk adalet sistemi Pekin kuralları ile düzenlenirken, yargı mekanizması
personelinin eğitimine yönelik uygulamalar planlanmalı ve kamuoyuna
açıklanmalıdır.
Hızla kentleşen yüzyılımızda çocuklar suç kavramına daha fazla maruz
kalmaktadır. Bu nedenle, daha iyi bir gelecek hayal eden her ülke için
çocuk suçluluğunun önlenmesi, kontrolü ve önlenmesi çocuk suçluluğu
konusunda araştırılmalıdır.
Birleşmiş Milletler (BM) Çocuk Hakları Sözleşmesi
BM “Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi” (ÇHS) 20 Kasım 1989
tarihinde kabul edilmiştir. Çocukların cezai sorumluluğuna ve çocuklara verilebilecek
cezai yaptırımlarla ilgili olarak ÇHS’nin 37. maddesinde “çocukların tutuklanmasının,
özgürlüğünden alıkonulmasının ya da hürriyeti bağlayıcı bir cezaya çarptırılmasının
ancak en son başvurulacak bir seçenek olarak düşünülmesi ve en kısa süre ile sınırlı
tutulması” belirtmektedir. Ayrıca ÇHS’nin 40. maddesi “bir çocuk tarafından ceza
kanunlarını ihlal edildiği takdirde sadece çocuklara özgü yargılama usullerinin ve
tedbirlerin uygulanabilmesi için farklı yargılama makamlarının ve infaz kurumlarının
oluşturulmasını” gerekli kılmaktadır. Bu maddeler uyarınca “çocuk ceza adalet
sisteminin” düzenlenmesi büyük önem taşımaktadır. İdeal sistemde çocukların çıkarlarını
ön planda tutarak çocukları zihinsel, bedensel ve psikolojik gelişimleri doğrultusunda
kanunlarda suç sayılan eylemleri gerçekleştirmelerinin sorumlusu sayarak toplumsal
düzeni koruyan ve çocukların toplumla tekrara bütünleşmesini sağlayan bir anlayışın
hâkim olması gerekir. Bu amaçla yapılacak düzenlemelerin çocuklar tarafından işlendiği
iddia edilen suçlara ilişkin; kovuşturma, soruşturma aşamalarında, tutuklama veya
uygulanacak diğer emniyet tedbirlerinin tespitinde, yargılama sırasında, suçun sabit
olması halinde verilecek cezanın tespitinde, cezanın infazı ve infazdan sonra denetimli
serbestlik imkânlarından yararlanmaya ilişkin şartların tespitinde etkin bir biçimde
uygulanması gerekmektedir (Doğan, 2010). Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları
Sözleşmesinde yer alan hükümler, yargılama standartların yükseltilmesi uygulamalarında
kendini göstermiş ve sonuçta iyileşmeler görülmüştür (Erükçü ve Akbaş, 2012).
20