görülmeli ve suça sürüklenmiş çocuklara uygulanacak yaptırımlar suçun ve failin koşullarıyla orantılı olmalıdır (Akyüz, 2013). İrtiş (2015), farklı tarihi nedenler ile özel konum verilen çocukla çocuk ceza adalet sisteminin cezai ve neoliberal dalgaların etkisiyle yeniden şekillenmekte olduğuna dikkat çekmektedir. Araştırmasında farklı gelişmiş ülkelerden örnekler vererek çocukların ve ergenlerin ceza adaleti sisteminde yeniden yetişkin olmaya çalıştıklarını belirtmektedir. Türk hukuk sisteminde yetişkinlere karşı suç oluşturan şey, çocuklara karşı da suçtur. Çocukların suçluluk durumunu yetişkinlerin suçluluk durumundan ayıran kurallar, çocukların yaşlarıyla gelişim özelliklerine göre farklı değerlendirilmesine dayanır. Bundan dolayı ülkemizin bağımsız bir “çocuk adalet sistemi” yoktur (Uluğtekin 2012). Türkiye’de “Çocuk Mahkemeleri Kanunu”, çocuk adalet sisteminin temeli olarak ilk defa 1979 yılında kabul edilmiştir, fakat 1982 senesinde yürürlük kazanmıştır. Çocuk mahkemelerinin fiili olarak faaliyete başlaması 1987 senesi sonunda mümkün olmuştur. Çocuk mahkemeleri ilk olarak Ankara'da sonra da İstanbul'da faaliyete geçmiştir (Baykara-Acar, 2015). 20. yüzyılın başlarında Batı’da genel mahkemelerin işleyişinden farklı olan ve farklı hukuk anlayışlarına sahip özel çocuk adalet mahkemeleri oluşturulmuştur (Tekin, 2005). Uluğtekin (2004) tarafından çocuk adaletinde amaçlarındaki farklılıklara göre tanımlanan aşağıdaki üç değişik yaklaşımı sıralanmıştır: Birincisi, geleneksel yaklaşım olarak adlandırılan suç kontrol modelidir. İkincisi bakım yaklaşımı olarak adlandırılan rehabilitasyon modeli, üçüncüsü ise adalet yaklaşımı olarak adlandırılan adil yargılama modelidir. Üçüncü yaklaşım, onarıcı adalet yaklaşımı olarak da adlandırılır. Geleneksel yöntemlerde bu, amacı toplumu suçlulardan korumak olan bir suç kontrol modelidir. Bu model çerçevesinde suçların bir an evvel tespit edilip cezalandırılması, suçluların cezaevine atılarak toplumun korunması gerekmektedir. Modelin öngördüğü çocuk adalet sisteminde polisin her zaman tutuklama, tutuklama ve soruşturma konusunda güçlü bir kapasitesi olmalıdır. Öte yandan refah yaklaşımı, suçlu çocukların üretken ve uyumlu bireyler olarak topluma entegrasyonuna dayanmaktadır. Çocuklarda suçluluğun psiko-sosyal ve ekonomik nedenlerini anlamaya çalışır. Bu nedenle, çocuğun psiko-sosyal ihtiyaçlarına göre uyarlanmış hizmetlerden cezalandırmak yerine yararlanmasını sağlamak esastır. Sorunun baştan teşhis edilebilmesine yönelik olarak adli kolluk çerçevesinde psiko-sosyal müdahale birimi kurulmuştur. Adil yargılanma modelindeyse bireysel haklarla 17 hürriyetlerin korunmasına önem

Hedef paragraf seç3