uygulamaktadır (Attar, 2010). Suça sürüklenen çocuklarla ilgili mevcut hukuksal düzenlemeler onlara uygulanacak yaptırımların ya da önlemlerin suç işlemeyi önleme işlevini de yerine getirmesi gerekir. Bunun için bireyin özelliklerini ve içinde bulunduğu koşulları esas alan ölçütlere ihtiyaç duyulmakta ve bu ölçütlerin de ceza hukukuna bağlı olarak değişmekte ve gelişmekte olduğu anlaşılmaktadır (Attar, 2010). Suça sürüklenmiş çocukların ıslahında en iyi yöntem suçun işlenmesinden sonra ona bir kurum içerisinde gereken eğitimi vermektir (Yavuzer, 1998). Böylece bu çocukların kendilerine, ailelerine ve topluma faydalı insanlara dönüşmeleri, iş ve meslek sahibi olmaları, sonuç olarak topluma uyum sağlamaları gerçekleşebilecektir. Bu kurumlarda verilen eğitimin nihai amacı da bireyi suça sürükleyen bireysel nedenlerle birlikte, bu davranışa sebep olan toplumsal etkileri de yok etmektir (Arslan, 2004). Çocuk suçluluğu toplumun her kesimi etkileyen bir durum olduğundan; aydınlık, refah ve güvenli bir gelecek için çocukların her yönden sağlıklı ve bütünsel gelişiminin desteklenmesi önemlidir. Attar’a (2010) göre çocuğun suç işlemesi, onun yeniden eğitime ihtiyacı olduğunu gösterir. Yeniden eğitim kavramı, çocuk suçluluğunun yalnızca hukuksal değil; psikolojik, eğitsel ve toplumsal içerikli bir sorun olduğunu göstermektedir (Yavuzer, 1998). Ayrıca “yeniden eğitim” kavramı suça sürüklenmiş çocukların, anormal ve anti-sosyal davranışlar gösterdiklerini, bu uyumsuzluğu ortadan kaldırmak için de toplumsal olarak bütüncül çalışmalara ihtiyaç olduğunu ortaya çıkarır (Sürücü ve Arslan, 2008). Toplumların geleceği iyi yetiştirilmiş çocukların varlığıyla tam olarak güvence altına alınabilir. Kalkınma ve gelişimin sürekliliğinin sağlanmasında çocuğa verilen değer ön plana çıkmakta ve bu değer toplumların gelişmişlik düzeyleriyle aynı yönde artış göstermektedir (Akyüz, 2000). Fakat toplumların en büyük sorunlarından biri de suça sürüklenen çocuklar için gerçekleştirilen eğitsel nitelikli rehabilitasyon (iyileştirme) programlarının yetersiz olmasıdır (Uğurlu ve Aksoy Gülsen, 2014). Bu nedenle suça sürüklenmiş çocuklara ilişkin eğitsel uygulamaların ayrıntılı olarak incelenmesi ve eksikliklerinin giderilmesi gereklidir. Uluslararası hukuktaki çocuğun suçun mağduru ya da faili olması durumları bağımsız olarak değerlendirilmektedir (Uğurlu ve Aksoy Gülsen, 2014). Elbette ki suça sürüklenen çocuğa uygun bir yaptırımın uygulanması gerekir. Öncelikle çocuğun yüksek yararı doğrultusunda devlet tarafından suça sürüklenen çocuk için koruyucu tedbirlerin alınması önemlidir. Yaptırım uygulanacaksa bunun çocuğun durumuyla, gerçekleştirdiği eyleme uygun ve orantılı olması lazımdır. Türk ceza hukukunda suça sürüklenmiş çocuklara karşı geliştirilecek tepkilerin ana amacı, suçun işlenmesinin engellenmesi ya 2

Hedef paragraf seç3