ÖĞRENCILER VE EĞITIME ERIŞIM EĞİTİM İZLEME RAPORU 2020
eşitsizliğinin giderilmesi ve bunun yanında farklı acil durumlara karşı dirençli bir eğitim
stratejisi benimsenmesi önemlidir. Dosyada, MEB’in bu doğrultuda Dünya Bankasının
Çevre ve Sosyal Çerçevesi’ni uygulanarak hayata geçirdiği SSDE Projesi kapsamında
yaptığı değerlendirmelere de yer veriliyor.
Raporda eğitime erişim için özel önlem ihtiyacı duyan çocuklara ilişkin güncel
çalışmalara değiniliyor. Eğitime erişimde halihazırda güçlük yaşayan toplumsal gruplar
COVID-19 salgınıyla birlikte eğitimden tamamen kopma durumuyla karşılaştı. EBA TV ve
internet sitesi yoluyla yürütülen çalışmalar tüm öğrencileri kapsayamadı. Öğrenciler
gerekli dijital araçların yetersizliği veya yokluğu nedeniyle eğitim süreçlerinin dışında
kaldı. Özel gereksinimli çocuklar, eğitimlerinin aksaması sebebiyle öğrenme kayıpları ve
psikososyal zorluklarla karşılaştı. Eğitime erişen özel gereksinimli öğrenci sayısına
bakıldığında kademe arttıkça erişen öğrenci sayısının azlığının sürdüğü görülüyor.
Geçtiğimiz yıla oranla ortaöğretime erişen geçici koruma altındaki öğrenci sayısının
arttığı ancak buna rağmen ortaokuldan geçişte sayının azalmaya devam ettiği dikkat
çekiyor. Çocukların gelişiminin ve potansiyellerini keşfetmesinin önünü kesen çocuk
işçiliği ve bu bağlamda mevsimlik tarımda da çalıştırılmaları eğitime erişimin önündeki
engeller arasında bulunmaya devam ediyor. Pandemi ile birlikte yetişkin işsizliğinin
artması çocukların eğitimden koparılmasının artmasına yol açtı. Mevsimlik tarım
alanlarındaki altyapı eksiklikleri öğrencilerin eğitim süreçlerinin dışında kalmasını
artırdı. Eğitime erişimde çeşitli yapısal sorunlarla karşılaşan Roman çocuklar da
ailelerinin ekonomik faaliyetlerine destek olmak amacıyla eğitimden uzak kaldı. Raporda
değinilen bu gruplara ek olarak köy okullarında öğrenim gören öğrenciler için de telefon,
tablet veya bilgisayar gibi cihazlar ve internet bağlantısının yetersizliği öğrencilerin
uzaktan eğitimden faydalanmasını engelledi. Kapsayıcı toplumun tesisi için kilit önem
taşıyan azınlık okullarının varlığını sürdürebilmesi ve çokkültürlü ve çokdilli eğitimin
desteklenebilmesi için ihtiyaca yönelik nitelikli ve kapsayıcı önlemlere ihtiyaç duyuluyor.
Anayasal bir hak olan eğitim hakkından istisnasız her çocuğun faydanabilmesi için özel
önlem gerektiren grupların ihtiyaçlarının tespit edilmesi ve bu ihtiyaçlara yönelik
kapsayıcı ve bütünleşik politikaların hayata geçirilmesi gerekiyor. Politikalar
geliştirilirken ihtiyaç sahibi öznelerin (özellikle çocukların) katılımının öncelenmesi,
çözümlerin katılımcı bir anlayışla kurgulanması önem arz ediyor. Risk altındaki ve özel
önlem gerektiren grupların haklardan eşit yararlanmasına ilişkin sivil toplum ve
akademik kurumlar bünyesinde yürütülen çalışmalar bu noktada yol gösterici olabilir.
Kapsayıcı politikalar yoluyla eğitime erişimde engellerle karşılaşan grupların eğitime
katılımı ve eğitim süreçlerinde ayrımcılığın önlenmesi sağlanabilir. Tüm planlamalar
yapılırken eğitim toplumsal bağlamdan ve dinamiklerden kopuk ele alınmamalı;
toplumsal ölçekte kapsayıcılığın sağlanması ayrıca gözetilmelidir. Çeşitli koşullara ve
gereksinimlere sahip tüm öğrencilerin kabul gördüğü, ait hissettiği ve gelişiminin
desteklendiği eğitim süreçlerinin tesisi eğitim ortamlarında çeşitliliği mümkün kılacak
ve birlikte yaşama kültürünün benimsenmesine zemin sağlayacaktır. Bu kültürün
toplumsal ölçekte var olabilmesi ve ayrımcılığın önlenmesi için eğitimin rolü
yadsınmamalıdır.
49
Hedef paragraf seç3
Bir paragrafa bağla
Connect to an entity
Disable highlights
İçindekiler tablosuna ekle