Bazı ikiz çalışmalarında suçun işlenmesinde genetik temellere destek olabilecek
bulgulara rastlanılmıştır. Karl O. Christiansen ve S. A. Mednick, 3 bin 586 ikiz çift
ile Danimarka’da bir çalışma yürütmüş; bu ikizleri 1870-1920 yılları arasında takip
etmiştir. 1955’te yayımlanan bu çalışmada, elli yıllık süre içerisinde adli ceza
istatistikleri incelenmiş, 926 suçun örneklemdeki 7 bin 172 ikiz arasında 799 ikiz
çift tarafından işlendiği görülmüştür. Bu durum da suçun işlenmesinde genetik
katkıyı anlamlı olarak ortaya çıkarmıştır (Christiansen’den aktaran Bartollas ve
Schmalleger, 2017, s. 58-59). Toplumsal sapma ve genetik arasındaki ilişki uzun
yıllardır tartışagelmekte fakat tek yumurta ikizleri üzerinde yapılan son araştırmalar,
bu iki değişken arasında yeterli düzeyde ikna edici bir ilişki ortaya koyamamaktadır.
Günümüzde hem sosyal bilimciler hem de genetik bilimciler toplumsal yaşam
koşullarının önemine vurgu yapmaktadır (Bozkurt, 2018, s. 183).
Biyolojik kuramlar içerisinde kromozom sayısının da suç ile ilişkisi kurulmaya
çalışılmıştır. 1965’de Patricia Jacobs ve arkadaşlarının akıl hastanelerinde bulunan
ve suç işleme eğilimi olanlar üzerinde yaptıkları araştırmada, normal kromozom
sayısından bir fazla Y kromozomun olduğu ve bu kromozomun da sınır zekâya,
saldırganlığa ve uzun boya neden olduğu iddia edilmiştir (Sokullu Akıncı, 2016, s.
169).
Biyolojik kuram içerisinde yer alan görüşleri, suçun beden yapılarındaki
farklılıklarla ilişkilendiren görüşler ile aileler, ikizler ve kromozomlar üzerinde
yapılan çalışmalarla oluşturulan genetik görüşler olmak üzere iki alt başlıkta
toplayarak sınıflandırmak mümkündür.
Biyolojik yaklaşım ırka ve genetiğe yaptığı vurgudan ve diğer etkenleri pasifize
etmesinden ötürü, 20. yüzyılda benzer çalışmalar yapılsa dahi eleştirilmektedir.
Determinist yapıya sahip bu teoriye ilişkin çalışmalarda ortak yönler ve bu yönlerin
içerdiği sorunları şu şekilde toparlamak mümkündür (Gölbaşı, 2008, s. 55-56):
Bu kurama ilişkin yaklaşımlarda genellikle hükümlüler incelenmiştir.
Hükümlüler, suçluların tamamını temsil etmemekle birlikte her suç
işleyenin de cezaevinde olma durumu söz konusu değildir.
Fizyolojik ve ruhsal anomaliler, sadece kalıtıma değil, beslenme
yetersizliği, yoksulluk ya da ailevi sorunlar gibi koşullara da bağlı
olabilmektedir.
67
Hedef paragraf seç3
Bir paragrafa bağla
Connect to an entity
Disable highlights
İçindekiler tablosuna ekle