2018 nüfus sayım istatistiklerine göre Türkiye’de 82 milyon 3 bin 882 kişi
yaşamaktadır. Nüfusun %23,4’ü, 0-14 yaş arası çocuklardan oluşurken 10-19 yaş
arasındaki adolesan grubun oranı %15,6’dır (TÜİK, 2018). Türkiye’de çocuk
sayısının nüfus içerisindeki payının fazla olması, suça sürüklenen çocuk sayısının
fazla olacağı sonucunu paralelinde getirmese de bu durum daha fazla çocuğun suça
sürüklenme riskine sahip olduğu anlamına gelmektedir.
Suçluluğa ilişkin yapılan tüm tanımlamaların çocukları da kapsadığı fakat
yetişkinlerden farklı olarak belirli bir yaş ile sınırlandırıldığını söylemek
mümkündür. Ayrıca çocuk suçluluğunun sınırları ülkeden ülkeye farklılık
göstermektedir. Örneğin Ceylan ve Yiğitalp’ın belirttiği üzere bazı Avrupa
ülkelerinde ve ABD’de ebeveynlere itaatsizlik, sigara ve içki alma, toplum içinde
sarhoşluk ve okuldan kaçma gibi davranışlar, çocuk suçluluğunun kapsamına
girmektedir (2018, s. 230). Bu durumlar yetişkinler için suç sayılmadığı için
suçluluğun belirlenmesinde yaşın da önemli bir faktör olduğunu söylemek
mümkündür.
Suçun ciddiyeti ve davranış şekillerini dikkate alan Leober ve Farrington, suç
işleyen çocukları toplam üç kategoride değerlendirmiştir (2001, s. 7):
1. Ciddi suç işleyen çocuklar: Bu suçlar; cinayet, şiddet içerikli saldırılar,
cinsel suçlar, önemli kundaklama olayları ve soygundur.
2. Ciddi olmayan suçları işleyen çocuklar: Cinayet, cinsel suçlar gibi ciddi
olmayan suçlardır. Yangın çıkarma, hayvanlara eziyet gibi suçları içeren bu
kategori, ciddi suçlar için bir geçiş basamağı olmaktadır.
3. Yıkıcı ya da bozucu davranışa sahip çocuklar: Suç işleme riski altında olan
çocukları kapsamaktadır. Suça sürüklenmiş çocukların önemli bir oranı, bu
davranışlarına çocukluk döneminde sahip olmaktadır. Agresif davranışlar,
ufak çaplı hırsızlıklar, ebeveyne ya da otoriteye ciddi anlamdaki itaatsizlik,
okuldan kaçma, sürekli yalan söyleme ya da madde kullanmak gibi
davranışlara sahip olan çocuklarda, düşük akademik başarı, dikkat
dağınıklığı ve öğrenme bozukluğu gibi problemlerin görülme olasılığı
fazladır.
Yıkıcı ya da bozucu davranışların gözükmesi çocukların sonraki süreçte toplumsal
norm ve kurallara uymalarını zorlaştırmakta ve suçluluğa yönelten diğer faktörlerin
32