kurallarıyla fiziki anlamda doğal güçsüzlüğü olan çocuğun, aile ve toplum içerisinde
korunması, sağlıklı bir birey olarak yetişmesi amaçlanmaktadır.
“Küçük yaştaki erkek veya kız” ve “bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme
döneminde bulunan oğlan veya kız” (TDK, 2018) olarak tanımlanan çocuk, ulusal
yasalarda “18 yaşını doldurmamış kişi” olarak tanımlanmaktadır (Türk Medeni
Kanunu (TMK), m. 11; Çocuk Koruma Kanunu (ÇKK), m. 3/a; Türk Ceza Kanunu
(TCK), m. 6/b). Uluslararası alana bakıldığında ise çocuk, “daha genç bir yaşta reşit
sayılma hariç 18 yaşının altındaki her insan” olarak nitelendirilmektedir (Birleşmiş
Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, 1989, m. 1; Havana Kuralları, 1990, m.
11/a; En Kötü Biçimlerdeki Çocuk İşçiliğinin Yasaklanmasına İlişkin Sözleşme,
1999, m. 2). Bir uluslararası sözleşme olan Pekin Kuralları’nda da çocuk, yürürlükte
olan hukuk sistemi sınırları içinde kendisine, işlediği suçtan dolayı yetişkin
insanlardan daha farklı davranılması gereken kişi olarak ifade edilmektedir (1985,
m. 2.2/a). Hem ulusal hem de uluslararası mevzuatta çocuk tanımının biyolojik
anlamda ortaklaştığı, hukuki açıdan çocukluğun 18 yaşının doldurulmasıyla
sonlandığı
ve
çocuklara
yetişkinlerden
farklı
davranılması
gerektiği
belirtilmektedir.
Çocukların hukuk sistemine dâhil olmaları, sorumluluk altına girecek davranışlar
sergilemeleri ile mümkündür. Çoğan’a göre sorumluluğun hukuki ve cezai olmak
üzere iki çeşidi vardır. Hukuki sorumluluk, fiil ve hak ehliyeti şeklinde
görülmektedir. Hak ehliyetinde, yaş ve cinsiyet gibi değişkenler önem
taşımamaktadır ve sağ olan herkesin hak ehliyeti vardır. Fakat hak ehliyetine sahip
olan her kişi, fiil ehliyetine (bizzat kendi başına hareket edebilme yeteneği) sahip
olmayabilir (2006). Fiil ehliyeti de bir kişinin kendi fiilleriyle hak edinebilmesi ve
borç altına girebilmesini kapsamaktadır. Çocuk, fiil ehliyetine doğuştan sahip
değildir. Kişinin kendi yapacağı eylem ve işlemlerin önemli olduğu fiil ehliyetinin
koşulları, “ergin olmak”, “kısıtlı olmamak” ve “ayırt etme gücüne sahip olmak”tır.
Akıl hastalığı, akıl zayıflığı, yaş küçüklüğü, sarhoşluk ile ateşli hastalıklar,
uyuşturucu maddeler, uyurgezerlik, aşırı etkileyici ve tahrik edici maddeler gibi
diğer nedenler, ayırt etme gücünü ortadan kaldıran nedenler arasında sayılmaktadır
(Akyüz, 2018, s. 109-112).
16